Hayatımızın Işıkları..

E.E. Cummings şöyle demiş:
“Gece gündüz elinden gelenin en iyisini yapan bir dünyada, kişiliğinden sıyrılıp, hiç kimse olmak seni benzersiz biri yapar.
Bu, bir insanın en fazla savaşabileceği ve asla durmayacağı en büyük savaşta savaşmak demektir.”

Hayatınızda ne yaşadığınızın bir önemi yoktur.. Bunları nasıl karşıladığındır önemli olan.. Onlar senin karakterini, gücünü gösterir.. Bilmen gereken; herkesin acı bir geçmişi olduğudur.. Bu yüzden uluorta hüzünlü şarkılar açamazsın.. Bir tanesi odada bulunan birinin canını yakıyor olabilir ve sen kendi acından başkasını görmediğinden bunun farkına bile varmazsın..
Her yaşadığın kötü olayı bulunduğun konuma, zamana göre farklı değerlendirebilir bunun en kötüsü olduğunu, seni öldürdüğünü düşünürsün.. Fakat hayat devam ettiği sürece her zaman daha daha kötüsü olacaktır.. Bu durmak bilmeyen bir savaş halidir.. Her adıma şükretmen gerekir.. Çünkü başına gelenler ya senin şükürsüzlüğünden ya da daha iyisini hakettiğinden gelir.. En kötü bildiğin olay, seni şu an için dibe vurdurmuş olsa da Rab seni gelecekte daha kötüsünün olmasından korumuştur.. Bugün yaşadığın acı, bir gün ağzından “iyi ki..” sözlerinin dökülmesine sebep olacaktır belki.. Şanssız biri olman önemli değildir.. Ki zaten şansla kazanılan muhtemelen emeğinle kazandığından daha tatlı da değildir..
Bir yıl sonu balosunda onca insan arasından en sevmediklerinden biriyle aynı kıyafeti giymiş bulunmak şanssızlıktır evet aksini iddia etmek mümkün değil.. Fakat bunun kimin için daha şanssız bir durum olduğu da düşünülmelidir.. Belki karşı taraf bunu senden daha çok kafasına takıp acı çekmiştir ve o senin sevmediğin bir kişiyse bu hali sevinmek için bir sebeptir.. Hayatını adadığın, kendinden fazla sevdiğin insanların seni hayal kırıklığını uğratması sana atılan bir kazıktır.. Böyle insanların başından beri hayatında var olmuş olması belki bir şanssızlıktır.. Ama bilinmelidir ki her şanssız olayın ardında çıkarılacak iyi sonuçlar saklıdır.. Rüzgara karşı kürek çekmeyi bırakıp rüzgarı ardımıza almamız gerekir bazen.. Hayat bizden bunu bekler.. Karşımıza çıkardığı değişimlere direnmekten vazgeçmemizi ve bunları kabullenmemizi ister..

Bir dizide bir kızın annesi yeşil ışığın son saniyesinde geçmek isterken kırmızı yanar, bir araba kazası geçirir ve hayatını kaybeder.. Eğer geçmiş olsaydı şanslı olduğunu düşünecektik belki.. Bu olaydan yedi sene sonra olayın yıldönümünde kız tüm kırmızı ışıklardan geçerek annesinin yolundan gidip ölmek ister fakat başaramaz.. Belki bu kızın da şanssız olduğunu düşünürüz.. Ama öyle değildir.. Hepsi bir planın parçasıdır.. Bu bir puzzledır.. Bütünü görmek gereklidir..
Bu sahneyi ekran başından izleyen bir kız aynı şeyi yapma isteğiyle kavrulur.. Bir çok kez arabayı son sürat kullanır.. Bisikletiyle her akşam rüzgara karşı yolculuklara çıkar.. Rüzgarın yüzünü yakmasından mazoşistçe bir tat alır.. Dudakları çatlar.. Düşer dizlerini kanatır umrunda olmaz.. Şanssız olduğunu bilir ve mucizeler beklemez.. Ölmeyi beklemez mesela..
Yazılanlar, görülenler, izlediklerimiz her birimiz için farklı anlamlar içerir.. Aynı diziden hoşlanmayız değil mi hepimiz? Veya bir şarkı bana anlattığı şeyleri anlatmaz sana.. Neden bir şarkı her çiftin şarkısı değildir de sadece bir kaç çift onu şarkıları olarak seçer? Çünkü içindeki bir şeyler onlar için diğerlerine göre farklı anlamlar taşır.. Kurduğunuz cümleler bazılarına aşkı anlatır, bazılarına savaşı, bazılarına dostluğu.. Hepsi bir yerde hayatın bize hitap eden tarafını duyurur.. Yani onlarca cümle kursam da sizin için bir şeyler ifade eden bir iki tane bulunur belki içinden.. Bazen hepsi.. Bazen hiçbiri bir şey ifade etmez.. O zaman sevmezsiniz bu yazıyı.. Kafanızda “like” ışığı yanmaz..
Hepimiz için kırmızı ışıklar vardır hayatta.. Trafikte uyduğumuz kadar uyarız belki bunlara sosyal hayatta da.. Bazılarımız sabırla yeşilin yanmasını bekler.. Doğru zamanda harekete geçmesi gerektiğini bilir ve sabreder.. Bazılarımız şansına güvenir ve yeşilin son saniyelerinde ona geçecek kadar vakit tanınacağını düşünür.. Süratle geçer.. Bazılarının şansı gerçekten yaver gider.. Bazılarımız sarı ışığı yeşille bir tutar.. Onun yanmasıyla geçiş izni çıktığını düşünür ve buna göre hareket eder.. Bazılarımız ise kırmızı da geçer.. Ceza yemeyi umursamaz sadece yetişme derdine düşer.. Ve bazılarımız yine şans ve kaderin yardımıyla gideceği yere gider fakat birileri bu yolda hayatını kaybeder..
John Steinbeck şöyle demiş:
“Eğer ne düşüneceğin ya da nasıl hareket edeceğin konusunda bir seçim şansınız varsa, ölümlerimizin bu dünyaya bir zevk getirmeyeceğini bilerek yaşama daha sıkı sarılmalısınız”

Bir dizi sahnesinin etkisiyle yazdığım bir yazıydı.. Bilgisayarımın bozuk olduğu şu günlerde blogu öksüz bırakmamak adına yayınlayayım dedim😛

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s