Aşk Tesadüfleri Sever..


Yeni izledim.. Evet biliyorum onca sözü edildi, övüldü, bayıldı herkes.. Nasıl durdum şimdiye kadar değil mi? Ama beklemem gerekti işte.. Zamanı gelmemişti belli ki..
Filmi gösterime girdiği gün izlemeye gidiyorduk.. Ama beklenmedik bir kavga sonucu eve dönmüştüm.. Hayatımın ipini kaçırdığım noktaydı bu sanırım.. Sonrasında olanlar benim kontrolümde değildi.. Bir gün uyandığımda öncekinden tamamen farklı, yeni bir hayatım vardı..
Filmi sinemada izleme çabalarım bir şekilde sonuçsuz kaldı hep.. Sonra indireyim dedim bulamadım.. Online izleyeyim dedim onu da bulamadım.. Bir yerden sonra bıraktım peşini.. Şimdi çok hastayım.. Bir kaç gündür beter bir haldeyim özellikle.. Bugün nerdeyse hayatımda ilk kez kendime çok iyi baktım.. Boğazımı rahatlacak şeyler falan içtim kimse söylemeden.. Sonra yüzümün ne kadar solduğunu farkettim aynaya baktığımda.. Rahatsız oldum halimden ve oturdum makyaj falan yaptım renk gelsin yüzüme diye🙂 O halsizlikle buna nasıl güç bulduğuma şaşırdım sonra.. Üstüne bir de bu yazıya giriştim yataktan kalkıp.. Bazen kendinizde ummadığınız bir güç buluyorsunuz öyle bir şey heralde bu da.. Neyse sonra aklıma geldi bir bakayım dedim ve başladım.. İyi ki izlemişim.. Çok güzeldi..

..ufaklığın fotoğrafı öyle hoş ki..

Filmi anlatmayacağım.. Çok yazıldı, çok bahsedildi eskidi diyebiliriz.. O yüzden eğer filmden bahseden bir yazı okumak istiyorsan seni şuraya alalım mavicik anlatmış ne güzel oku eğlen.. Zira ben bencilce kendimden bahsedeceğim bu yazıda..
Aşk.. Hiç anlamam esasında aşktan.. Ben, sevdiğinin söylediği her sözün yalan olduğunu bilip yine de o dudaklardan çıktı diye inanmayı seçmiş aptalın biriyim..
Birleştirmeyi seviyorum sahneleri.. Kastettiğim sadece filmlerdekiler değil.. Filmlerdeki sahnelerle gerçek hayattakileri karıştırmayı da, sebep-sonuç ilişkilerini, nedenleri tek tek irdelemeyi vs vs seviyorum işte..
Bu yüzden bir yerde filmleri kendi hayatıma bağlıyorum; bazılarından ders çıkıyorsam bundan, ağlıyorsam bundan, alıp saklıyorsam bundan..
Bu filmde de aldım tesadüfleri kendi hayatıma uyarladım diyeceğim değil mi? Aslında öyle değil.. Ben tesadüflerden değil mucizelerden bahsedeceğim biraz kendimce..
İlk aşktan falan da bahsetmeyeceğim.. Zaten ilk aşkım gelecek olsa “aman gelme git” derdim heralde.. Küçükken bir çocuğu severmişim hatırlamam da anlatırlardı büyüyünce utanayım diye.. Büyümüş halimizle karşılaştığımızda kavga etmiştik çocukla ne derdimiz varsa artık.. Sanırım beşinci kattan kafasına bişey atmıştım🙂 Bunu niye yaptım bilmiyorum sorma sakın.. Hafızam öyle felaket bir durumdadır ki çocukluğumu falan böyle bir kaç film karesi şeklinde hatırlarım filmin/resmin tamamı yok yani.. Neden bilmem.. Bazı şeyleri de kendim silmişim.. Sonra sonra farkettim bu yeteneğimi.. Silebildiğimi, silinebildiğini.. Ama bir kaç aydan bahsetmiyorum yılları alır bu lakin sonuç mükemmeldir😉 Gördüğümde tanımadığım, isimlerini hatırlayamadığım insanlar var ve aslında azbuz bir zaman da kalmamışlar hayatımda.. Neyse bu iyi bir şey olmalı değil mi?
Kin tutmuyorum insanlara, onları hafızamdan sildiğimde.. Unutmak affetmek oluyor yani aynı zamanda belki.. Ve bunu sadece kendim için yapıyorum, onların benim affıma ihtiyacı olduğundan değil..
Belki biraz da bu yüzden -beddua falan etmediğim için- yaptıklarının cezasını çekiyorlar.. Çünkü üzüldüğümde öyle derinden üzülüyorum ki.. Ağladığımda öyle içten geliyor ki yaşlar.. Ağzımdan dökülen “Rabbim nolur unuttur, affettir” sözleri öyle samimi oluyor ki.. Bir sonuca bağlanıyor eninde sonunda..
Her şeyi öyle ince ince, derin düşünüyorum ki acımın boyutu da ona göre oluyor.. Kendimi eziyorum, çiğniyorum biliyorum ama durduramıyorum.. Kalbimde durmaması gerekenleri ne kadar zor olsa da her ne kadar beni öldürse de sonunda içimden atıyorum.. Bu huyumu seviyorum.. “Haketmeyenleri sevmek”, benim için sonsuza kadar sürmüyor böylece..
Yine dağıttım.. Aslında ben size kaybettiğim doğru insandan bahsedecektim.. Ama önce filmden girelim olaya..

Deniz, ilişkisinin sarsıldığı bir dönemde kendi doğru insanıyla tanışıyor.. Onun doğru kişi olduğunu kanıtlayan öyle çok şey var ki.. Aynı günde doğmuş olmaları ve hatta birinin erken doğumuyla diğerinin hayatının kurtuluşu.. Küçük denizin “film çevirmek”ten anladıklarıyla kırmızı bisikletin önüne atlaması sonucunda Özgürün kalbindeki ritim bozukluğunun farkedilmesi.. O bitmez tükenmez tesadüflerin üzerine tanışmalarının bu kadar gecikmesi.. Birbirlerini bu kadar iyi anlamaları.. Yanlış insanlarda aradıkları mutluluklar.. Seçimleri, hayata bakışları,.. Hepsi, her anları birbirine o kadar yakın ki..
Benim olaya kendimi kattığım nokta bu: ilişkisinin sarsıldığı dönemde karşısına çıkan doğru adam.. Olaydan çıktığım nokta ise şu: Deniz’in seçimini bu adamdan yana kullanması buna karşılık benim yaptığım hatalı seçim..
Neyden korktum böyle? Niçin o mucizelere rağmen çözmedim ki kalbimin iplerini? Kafanız karıştı değil mi? Biraz daha ayrıntı vermeliydim..

“Beni mucizelere inandıran bir adam girmişti hayatıma bir zaman.. Ona hakettiği şansı vermemiş olmak en büyük aptallıklarımdan biriydi.. Lakin bunu anlamak için üzerinden senelerin geçmesi ve güvendiğim dağların karlanması gerekliymiş..
Belki onunla da her şey harika gitmeyecekti.. Belki çok çok kısa sürecekti.. Ama sorun bunu hiç bilemeyecek olmakta.. Sonuçta değmeyen kişilere verdiğim binlerce şans yerine o adama tek bir şans vermiş olsaydım şu an yüreğim bu kadar ezilmemiş olabilirdi..
O adam ki bana hayatımda uyumadan önce masal anlatan ilk kişi olmuştur.. ”

Liseye gittiğim dönemlerde ve sonrasında küçük kardeşime uyumadan önce kitap okurdum ben.. Bana daha önce kimse uyku öncesinde masal anlatmamış yahut kitap okumamıştı.. O böyle bir eksiklik yaşamasın istedim kendimce ve vaktim olduğu zamanlarda yapmaya devam ettim bunu.. Şimdi hiç dinlemez ama o zamanlar severdi.. Hatta ikide bir araya girip sorular sorardı.. Özellikle uykusunun olmadığı zamanlarda abartırdı bu soru faslını.. Doğal olarak bir türlü uyumazdı.. Sonraki yıllarda çocuğun karşı yataktan “bana anılarını anlat” şeklindeki piskopat hallerinin sorumlusu ben olabilirim..

“..gece konuşmalarımızdan birinde bana duyduğum en güzel masallardan birini anlatmıştı bu adam işte.. Beni o masalın prensesi yapmıştı.. Anlatıldığı zaman çok çocukça, aptalca duruyor ama o an en huzurlu hissettiğim anlardandı..
Üstelik en zor dönemlerimden birinde gökten düşer gibi gelmişti o.. Sanırım geldiği gibi bir rüzgarla da çıkmış bulundu hayatımdan..
Ben hiç aşık olmadım o adama.. Yani onun gibi olmadı duygularım.. Ama düşündüğümde “olamazdım” diyemem.. Çözseydim kalbimin iplerini, peşinden gitseydim, rüzgarına kapılsaydım olurdum sanırım.. Ama yapmadım.. Çünkü kalbimi tek bir kişiye bağlamaya kararlıydım.. Bu kişi mükemmel olduğundan değil.. Hatalarla, kusurlarla örülüydü.. Ama ilk karşıma çıkan oydu ve ben hayallerimi o bedene doldurmuştum bir kere.. Yani o adam yanlış zamanda gelmişti.. Belki doğru kişiydi ama zamanlama hatası vardı işte..”

“Mucizelere inandırmıştı o adam beni.. Hala düşündüğümde şaşırırım olanlara.. Hayalindeki kız için belirlediği üç ilginç şey vardı.. Öyle ilginçlerdi ki bunlar bazıları neyden bahsettiğini bile anlamazdı.. Sadece sözlerden ve davranışlardan ibaret üç istek.. O yaşına kadar -ki o zaman 23 yaşlarındaydı sanırım- bir tanesini görebilmiş.. Hiç plansız, hesapsız bir karşılaşmaydı bizimkisi.. Yani karşılaşmamız planlıydı tamam ama bu şekilde olması hiçbirimizin aklına gelmezdi..”
“Arkadaşça bir karşılaşma, konuşma sırasında bu üç şeyden bir tanesini habersizce yapmışım.. Tabiki önceleri bundan haberim yoktu.. Ne bu maddelerden, ne de bir tanesini yaptığımdan.. Bir süre sonra ikincisini yapmışım.. O zaman söylemişti bana bunları.. Üçüncüsünün ne olduğunu söylemedi tabiki ama ilk ikisini yaptığımı söyledi.. Sonra bir gün telefonla konuşurken bir şey söyledim.. Aslında o kadar basit, dikkat çekmeyen bir cümleydi ki kim bilebilirdi onun üçüncü mucize olduğunu.. Öyleymiş.. Ama yeterli değildi..”
Şu sözlerle açıklamıştı: “Birinci olduğunda tesadüftür dedim, ikinci olduğunda üçüncüyü de bul istedim, üçüncü de oldu şimdi hayalimi gerçekleştiren sana ne demeliyim?”
“Bir insanın bizim için doğru kişi olduğunu daha nasıl gösterebilir ki Rab? Gözümüze gözümüze soktuğu halde bir salak planın, bağlılığın ardında sürüklenip gidiyoruz..
Üstelik o adam bana bekleyeceğini söylediği halde beklememesini istemiştim.. Hayatımdaki kişi için “ya o ya hiç” demiştim.. Öyle aptalmışım ki.. Yirmi yaşlarında bir kızın bu kadar salakça davranması ve ona yalanlar söyleyen birine bunca bağlanması mümkün olabilir mi? Bundan büyük aptallık olabilir mi? (Sadakatime sıçayım)
Hayatımdaki kişi için o adamı hayatımdan çıkardım.. Bana bu kadar iyi gelen tek kişiyken “git” dedim ona.. Öyle güzel şiirler yazardı ki.. Vedasını da onlardan biriyle yapmıştı..
“Ben gidersem ay sendeler düşer gecenin yıldızları içini ürperten bir rüzgar eser..
Ben gidersem ay sendeler şiirleri yazan bütün kalemler kendine küser..
Ben gidersem ay sendeler dalgalar ağlatır çocukları yıkılır kumdan evler..
Ben gidersem ay sendeler kopar bütün kemanlar söylenmez aşkın şarkıları dağılır sazendeler..”

“O gitmişti evet ama mucizeler hala bitmemişti.. Onca şehir arasından, ben olmasam varolduğundan haberinin bile olmayacağı bir şehre, benim memleketime geldi askerliği..
Üstelik bizim eve geldiler ilk.. Çünkü kuzeni benim en yakın arkadaşımdı ailelerimiz tanışıyordu vs vs.. O an ne düşündüğünü öğrenmek isterdim.. Durumdan hoşnut değildi muhtemelen.. Yüzünden hiç bir şey okunmazdı herhalde.. Birbirimizin yüzüne bakamazdık da zaten.. Arkadaşım beni ve onu ziyarete geldiğinde bir yarım saat gördüm.. Hiç konuşmadık bir daha da görüşmedik..”

    Hayatımda olduğu zamanlarda bir kaç şiirini, sözünü yazmıştım bir deftere.. Şimdi onu okurken bile son sayfaya gelmekten korkuyorum..
    “Mutlu olmak için attığım her adım acı verdi bana, artık yürümek istemiyorum” demişim “Koşalım mı beraber” demiş ya ölürüm😦

“iyiki ıslanır çocuklar sen dışarıyı seyrederken bi anda gözüne ilişmese nasıl kayıp düşerdim aklına ben.. Dedim ya iyi ki ıslanır çocuklar yoksa daha güzel nasıl anlatılır senin yağmur gibi üzerime sağnak sağnak yağman.. Öyle bir vakitte gel ki çat kapı içimdeki çocuğun ıslanan elbiseleri kurumadan..”

Sen giderken yağmur yağıyordu.. “Gidişine gökyüzü bile ağlıyor” demiştim..
Senin bana geldiğin yaştayım şimdi.. Ve ancak şimdi anlıyorum verdiğin savaşı, neden bu kadar çabaladığını.. Öyle hasretim ki sana.. Kapıları çalmadan gelsen girsen içeri.. Hem filmlerini unutmuştun bende gelmişken onları da alırsın.. Konuşmaktan üç saatte ancak bitiririz yemeğimizi belki yine.. Buz dondurma yiyip hastanmayayım diye anlaşma yapıp sigarayı bırakırsın belki yeniden.. Ama bırakmasan da severim seni.. Gelmesen de.. Sevmesen de.. Sevgiye değer bir sen kaldın hayatımda belki bu yüzden gelip kirletmemelisin anıları.. Hem sanırım yine hayalimle doldurdum bedenini gelişin beklediğim gibi görkemli olmaz bu yüzden belki.. Yıllar neyi değiştirdi, hala aynı insan mısın, aynı şeyleri seviyor aynı şeylere mi gülüyorsun bilmiyorum.. Fakat umrumda değil hiçbir şey.. Bir güzel anıya sarılmak ve ömür boyu onunla yaşamak da umrumda değil.. Sadece doğru insan olduğunu bilmek, yalansızlığını bilmek bana yeter.. Bununla yaşayabilir, bununla ölebilirim..
“Hani bir çocuk annesinin işaret parmağını tutar ya Dünyayı tutar gibi.. İşte öyle tut bırakma bizi..”

“Bazen ilk görüşte bilirsin, o insan senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın, BULUNMAZ.”

Filmde en çok beğendiğim sözlerden biri de şu: “İstanbul başkasının çocuğu gibidir; gülünce seversin, ağlayınca bırakıp kaçmak istersin…”

 

11 thoughts on “Aşk Tesadüfleri Sever..

  1. offf arwen yine gece gece deştin beni ama bu sefer bir başkasının hikayesi ya da alıntılam ile değil kendi dünyadan sunduğun bir parça derin keşke ile offff

    bu kadar olmasa da benim de içimde bir keşke bir acaba var hani…ben bir başkası için değil kendi kalıplaşmışlığım yüzünden sırt çevirdim, görmezden geldim ya siyah ya beyaz kurallara sıkı sıkıya bağlı ailesinin iyi itaatkar kızı modlarındaydım. şimdi diyorum ki neden bu kadar doğru kalabilmek için çabaladım bazen yanlış görünenler neice doğrulara vesiledir.

    neyse derin bir o kadarda yüzeysel bir mazi

    ama bilki bu bir hayat dersi bir dahaki mucizende bu keşkeyi yaşamayacaksın.

    • hepimizinki biraz öyle değil mi canım aslında.. hani başka insanlar diyoruz sebep diye ama bu sadece bahane değil mi? her şey içimizdeki o kurallarla, kendi iplerimizle ilgili değil mi en nihayetinde..

      ama hayırlısı olsun ikimiz için de kuzum be.. ben bıraktım zaten tüm ipleri Rabbim nasıl verirse nasıl uygun görürse ona razı olacağım.. biliyorum ki en hayırlısı budur.. biliyorum ki en kesin yol her şeyin sonucunu O’na bırakmaktan geçer..

  2. Aşk her zamn tesadüflerle doludur belki 1 saat sonra yan yana yürüye bilirsnz ama hiç bişeyin farkında değilsinizdir .
    Hayatta en çok istediğim şey babamın olmasıydı aynı o çocuk gibi ama yoktu hiç bi zamn geri glmicekti evet çocukla çok benzer noktamız var benim babamda fotoraf çekiyodu 3 yaşında kaybedince herşey değişti annem başka adamla olunca anneannemle ben odada ağlarken hiç duymasınlar istiyoduk ama bi gün annemi affetmicem dedim halada öyle herşey yeniden başlicaktı ve aynı acıları ben anneme çektircektm ama olmuyo istemesemde dayanamıyorum bende astım hastasıyım kalbim şıkışıyo arada bıçak saplanmışcasına giriyo kalbime daha küçüktüm ama herşeyin farkındaydm neyse bu kaadr yeter hayalimse oyuncu olmak ama hiç bi zaman hayallerime ulaşamicam bu kalp yüzünden siz siz olun sakın ailenizi bırakmayın ve vucudunuzdaki organlara dikkat edin sigara içmeyin yoksa babam gibi sizde kanser olursunuz . şimdi diceksiniz bu neden buraya yazdı sadece okuyun daha neler yaşadım ama ben daha 15 yaşındayım herşeyi bilen bir genç kızım umarım sizde mutlusunuzdur . Gizem Yılmaz

        • koresever blogcularla buluşmalarımız oluyor arasıraz İstanbul’daysanız katılabilirsiniz isterseniz😉
          twitter’dan takip de edebilirsiniz

          • Koresever demişken bende öyleyim aslında . Adamlar harika diziler yazıyorlar. Oyunculuklarıda güzel. Bende takip ederim kore dizilerini ilk defa trt 1 deki denizlerin hakimini izlemiştim ondan sonra izler oldum. efsane prens , boys and flowers , en son personel taste yi izledim. gerçekten harika dizilerdi. şimdi secret garden e geçtim sıra onda🙂.

  3. Aşk tesadüf mi ki? Aşk asla tesadüf olmamalı. Aşk biraz yazı gibidir. Yazıldıktan sonra silemezsin onu. Aşk kendini tanımaktır. Ne kadar kendimizden kaçsak bile Aşk bizi yakalar. Aşk herkes için vardır ama hiç kimse aşkın kendisini istemez kendisinden. Aşk kendisine gerekilen değeri veremediğimiz tek gerçek. Aşk sen ben o.. aşk biziz aslında. Ey ask neredesin🙂. Bekliyoruz yıllardır. Ama aslında bizim onun ayağına gitmemiz gerekmez mi? İşte aşk o zaman aşk.. Bu film gerçekten güzel bir flimdi. Her an her yerde aşk vardı. Dediğim gibi aşk tesadüf değildir ama aşktan kaçtığımız zamanlar tesadüf olup elimizden kaçıveriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s