Anime çılgınlığı..

Ahh ahh ben bu hallere düşecek insan mıydım? Yana döne anime aranacak, her biri aynı gün jdownloader’a eklenecek, iner inmez izlenecek ooo.. Ne çok işim var benim öyle..
Buralarda durmamam, vakit harcamamam lazım aslında di mi? heheh şaka şaka bi hallere düştüğüm falan yok her zaman ki halim.. Anime hep izlediğim sevdiğim bişey ama bu ara fena sardım farkındayım.. Kısa olması bunda oldukça etken tabi..
Neler izledim peki? Sadece izleyip geçecek miyim, paylaşmayacak mıyım? Bakalım zaman göstercek.. Ne zaman eserse artık karalayacağım bişeyler bu konuda.. Ama ilk soruyu şimdi cevaplayacağım ve tabi ufak bir kaç tanıtım cümlesi kuracağım 😉

Vampire Knight

vampire knight

vampire knight

Vampire Knight Guilty

vampire knight guilty

Vampire Knight ve guilty’iyi izleyeli baya oldu tabi.. Adından da anlaşılacağı üzere vampirlerle ilgili bir animeydi.. Okul hayatının içinde işlendiğinden oldukça güzel bir anime çıkmış ortaya.. Vampirleri seviyorsanız -benim gibi- izlemeniz gereken bir seri..

İtazura na Kiss

itazura na kiss

itazura na kiss

Oldukça uzun bir animeydi.. Uzun derken bölüm sayısından bahsetmiyorum kapsadığı zaman bakımından öyleydi.. Lisede başlayan bir serüvenin üniversite, iş hayatı, evlilik ve ilk çocuğa kadar süren halini takip ettik bu animeyle.. Ara ara sıkıcı gelmiş olsa da sevdim diyebileceğim bir animeydi..

Junjou Romantica

junjou romantica

junjou romantica

İki sezondan oluşur.. Yaoi tarzda bir animedir.. Erkekler ve bu konuda önyargıları olan kişilerin izlemesi için uygun değildir.. Hea izleseler beğenmezler mi? Bence buna rağmen beğenirler.. Belki önyargılardan kurtulmaya bile yardım eder.. Abartıyor olabilirim.. En iyisi izleyip kendiniz görün 😉

Lovely Complex

lovely complex

Herkesin övgüyle bahsettiği, üzerine anime beğenmekte zorlandığı bir anime olarak duydum, bildim hep.. O yüzden erteledim durdum sonra izlediklerimden zevk alamazsam diye 😛 Neyse belki de bu yüzden çok büyük beklentiler içinde başladım ve dolayısıyla ayılıp bayılmadım.. Tabi bu beğenmedim demek değil.. Çok beğendim ama abartmadan beğendim (ne demekse bu) Bunda belirsiz finalinin etkisi yok değil..
Benim gibi boyu girdiği her ortamda dikkat çeken bir insanın çok yabancılık çekmeyeceği bir konuya sahipti 🙂 Risa Koizumi için bu yeterince büyük bir sorun değilmiş gibi bir de kendinden oldukça kısa boylu bir erkeğe aşık olunca işler iyice sarpa sarar.. Yani en yakın arkadaşlarından biri olan hatta “All Hanshin Kyojin” lakabını paylaştığı Otani’ye.. Otani’nin de boy kompleksi vardır ama Risa’nın aksine o boyunun kısa oluşundan şikayetçidir.. Gelişmeler için bakmanız gereken yer burası değil ee dostlar kusura bakmayın izleyip öğrenmeniz gerekecek 😀

Kimi ni Todoke

kimi ni todoke

kimi ni todoke

En çok beğendiğim animelerden biri.. Neden bu kadar sevdim bilmiyorum ama sevdim işte.. Hatta öyle nedensiz, koşulsuz sevmişim ki son bölüme kadar beklentilerimin hiç birinin gerçekleşmemiş olması bile bunu değiştiremedi.. Aşkın açık seçik yaşandığı bir kaç bölüm dilemiştim halbuki sadece.. Ve tabi en azından bir öpücük.. Ama yok inat ettiler ben ısrar ettikçe.. Olsun seviyorum ya yine de 🙂
Konusundan bahsetmedim di mi? Sawako isimli bir genç kızın lise hayatının Kazehaya isimli bir çocuk sayesinde nasıl değiştiğini anlatıyor bu anime.. Bütün övgüler Kazehaya’ya gitmiyor tabi burda ama Sawako dizi boyunca öyle çok teşekkür etti ki Kazehaya’ya ve sürekli “senin sayende böyle oldu her şey” deyip durdu ki iyice inandırıldık böyle olduğuna 😛 Peki Sawako önce nasıldı da bir değişime ihtiyaç duydu? İsminden, yüzünün solukluğundan ve insanlarla pek iletişiminin olmamasından dolayı insanlar ona Sadako adını takmıştır (Halka filmindeki baş belası kız) Hatta artık herkes onun gerçek adının bu olduğunu sanıyordur.. Dolayısıyla hakkında bir dünya kötü haber dolanır.. Gözlerine uzun süre bakan kişinin başına kötü bir şeyler geleceğinden tutun da kötü şans sebebi olduğu ve ruhlarla konuştuğuna kadar.. İşte bu yüzden Sawako’dan herkes kaçıyordur.. Kazehaya ise onun aksine okulda oldukça popüler, sevilen, pozitif bir insandır.. Herkes onunla muhabbet etmekten, onun arkadaşı olmaktan hoşlanır.. Popüler deyince gözünüzde canlanan şekilde burnu havada bir insan değildir ama.. Nasıl olduysa bu okulun ilk günü Sawako’dan hoşlanmıştır ve onunla konuşması, adını doğru söylemesi Sawako’ya cesaret verir.. İnsanlarla konuşmak, iletişim kurmak için daha çok çaba sarfetmeye başlar.. Ve gerisi çorap söküğü gibi gelir.. Hımm tamam bu kadar kolay olmaz başlarda tabi ama kötü günler çabuk unutulacak merak etmeyin 😉
Sawako’nun arkadaşlarından bahsetmeden geçmeyelim.. Chizuru, Ayane, Ryuu ve Kurumi.. Kurumi pek arkadaşı sayılmaz rakibi demek daha doğru olur.. Chizuru biraz erkek gibi bir kızdı.. Ryuu ile çocukluktan beri arkadaşlardır.. iki erkek kardeş gibi görünürler hatta kavgalarıyla, tavırlarıyla falan 🙂 Ayane oldukça fazla makyaj yapan, bir çok sevgilisi olmuş bir kızdır.. Şeytan halleri var onun arada herkesi korkutan.. Asıl Sadako bu kız bence 😀
Sawako gülünce nasıl olur görmek istermisiniz? İşte böyle:

..işte o gülüş..


Herkes nasıl da şaşırmıştı onu bir kez böyle görünce.. Zaten sonra da yeni bir inanç edindiler: Sawako’nun güldüğünü görmek iyi şans getirir 🙂
Bu arada bu anime En İyi Shoujo seçilmiş..

Tamam tamam biliyorum bu pek küçük bir tanıtım olmadı amann olsun benden kıymetli mi hehe

Şimdilik hatırladığım, bahsetmek istediğim animeler bunlar.. Ama zaten durduğum yok sürekli yenilerini indiriyorum, izliyorum.. Yani bu türden bir kaç post daha görmeniz mümkün bu blogta ilerleyen zamanlarda.. O zamana kadar bunları konuşalım, paylaşalım olur mu? 😉

~Special A~

Bu ara animelere fena sardım.. Her hafta bir iki tane indiriyorum diyebilirim 😉
Ama öyle keyifli ki anime izlemek -izleyenler bilir- bırakamıyorsun bir kez başladın mı.. Her animeyi izlerim falan demem ama çünkü fazlasıyla seçiciyim bu konuda.. Bir kere aşk olmazsa olmazıdır animelerin.. Ay Savaşçısı, Sevimli Hırsız gibi güçlerin olması da ayrı bir heyecan katar.. (Hala bulamadım bu animelerin bölümlerini de ya 😦 Ay Savaşçısı az çok bir yerlerde var da Sevimli Hırsız’ı bir bulabilsem dünyalar benim olcak..)
Bir çok blogta rastladığım bir animeydi: Special A ve uzun zamandır arıyordum linklerini.. Online izlemeyi sevmiyorum indirmem lazım illa o yüzden linklerini bulana kadar izlemeye kalkışmadım.. Buldum tabi.. Bu yazıya nasıl bulamadığımı, neden izleyemediğimi anlatmak için başlamadım ya 😛
Çok beğendim öncelikle bunu söyleyeyim.. Bitmesin diye gözünün içine baktım ama çabucak bitti tabi her güzel şey gibi 😦

Kısaca konusundan bahsedecek olursak;
Special A sınıfı okulun en başarılı yedi öğrencisinden oluşuyor..

Diğer öğrencilerden oldukça farklı bir programları, hayatları var.. Öyle ki ders işlediklerini falan nerdeyse hiç görmüyoruz direkt sınava giriyorlar sanki.. E fazlasıyla zeki olduklarından çok garip olmasa gerek 😛 Okulda çay saatleri yapıyorlar, güzel bir bahçede oturuyorlar, sohbet ediyorlar vs vs.. Hayalini kurduğum okul hayatı 🙂
Dizinin başrolleri Takashima Kei ve Hikari..
Kei her zaman, her şeyde birinci olmasıyla akıllarımıza kazınıyor.. (Tabi bir de karşı konulamaz karizması var) Hikari de “sonsuza dek ikinci” (bunu Kei’den her duyduğunda kafasına inen iki rakamı şeklindeki kaya canlandı şimdi gözümde :D)

İşte bu yüzden Hikari’ye göre Kei onun tek rakibi ve konu ne olursa olsun Kei’yle iddiaya girmeye değer..
Aslında başroller her ne kadar bu iki sevimli karakter olsa da dizinin geneline bakıldığında her öğrenci hakkında bir iki olay aktarılıyor.. Dizinin güzelliği de burdan geliyor sanırım.. Bütün olaylar Hikari ve Kei’nin etrafında dönmüyor Special A sınıfının bütün üyeleri ayrı bir hikayeyle karşımıza çıkıyor..

Hepsi de birbirinden sevimli zaten.. Ryu hayvanları çok seviyor.. Megumi sesini korumak için konuşmak yerine yazmayı tercih ediyor.. (sesi öyle felaket ki kimse dayanamıyor ama bir bölümde Yahiro’nun tavsiyesiyle uzaktan bir şarkı söylüyor hepimiz şaşıp kalıyoruz, orada sesi gerçekten güzeldi) Jun sessiz bir karakter olmasına rağmen “derindeki Jun” onun gizli silahı 😛 (kendisi bundan hiç hoşlanmasa da) Tadashi hareketli, geveze, deli bir şey ya onu tam olarak nasıl tarif edebilirim bilemiyorum umursamaz diyebiliriz belki.. Akira çay saatlerini çok seviyor ve her zaman lezzetli bir şeyler hazırlıyor.. Hikari’yi de çok seviyor ve herkesten kıskanıyor -özellikle Kei’den 😀
Aşk yok mu? Tabi ki var! Takashima Kei, Hikari’ye aşık.. Ama bunu anlamayan tek kişi Hikari 😛

Zaten bir animede kız zeki, havalı falan olsa dişimi kırcam hea.. Hep erkekler sahip bu özelliklere animelerde.. (Gerçek dünyadan farklı olarak :D)

    Aklımda kalan bir kaç şey daha

~Hikari yemek yapmayı hiç beceremiyor.. Bir cümlede “yarışmak, iddia” gibi kelimeler geçiyorsa karşı koyamıyor ve bununla ilgili her şeyi hemen kabul ediyor.. (Kei onun bu özelliğinden çokça faydalanıyor :))
~Kei diğer çocuklar gibi yaşamaya özeniyor.. Birinin onun için yemek yapması bile çok şey ifade ediyor.. (Sırf bu yüzden Hikari’den ona öğle yemeği hazırlamasını istemişti ve bir bomba gibi olmasına rağmen yemeye çalışmıştı :))
~Tadashi ve Akira birbirlerini seviyor ve belki de bu yüzden sürekli kavga ediyorlardı 😛
~Ryu, Megumi ve Jun’u sürekli koruyup kolluyordu.. Hatta onlara birşey olacak endişesiyle sınavlarda hep yedinci oluyordu..
~Megumi ve Jun korunmaya ihtiyaç duyan kardeşlerdi ve Ryu’yu çok seviyorlardı.. Hayvanlardan kıskanıyorlardı onu sürekli.. 🙂

Birkaç resim daha paylaşıp bitiyorum 😉



İzlemeye kesinlikle değen bir anime.. Şiddetle tavsiye ediyorum.. İzleyin beğenmezseniz hımm beraber bir kez daha izleriz 😀 Benimle bişeyler izlemek acayip keyiflidir hea 😉