Ev ahalisine hediyelerim^^

Bir önceki yazımda evimle ilgili fotoğraflar paylaşacağımdan bahsetmiştim.. E bir yerden başlamak lazım değil mi 😉

Evimize taşınmamızın ilk zamanlarında kıyafet dolabı bakmak için uğradığımız Koçtaş’ta görüp “heh bunlar çok uygun bizimkilere” dediğim ve kardeşlerime aldığım hediyeleri göstereceğim size:

Üstteki fotoğraf ablamın kapısına ait ve gördüğünüz “yüksek gerilim” tabelası da benim kendisine hediyem 😀
Bazen huysuzdur o, yapı olarak da somurtukdur biraz (ne demekse o).. İlkokulda öğretmen olması dolayısıyla üzerinde bolca sinir vardır böyle ne zaman patlayacağını kestiremeyiz falan.. Başlarda daha çok öyleydi en azından.. Bir de odasındaki her şeyin bir düzeni vardır.. Bir şeye dokunup yerinden azıcık oynatsanız farkeder “kim girdi benim odama” yapar 😀 O yüzden bu hediyeyi ona uygun görmüştüm..

Bu da üniversitede okuyan ufaklığın kapısı 😀
Bizim çalışan onun talebe olması sebebiyle evin keyfini en çok süren, hayatı en rahat olan o olduğu halde sürekli bişeylerden şikayet etmeye bayılırlar kendileri.. Bir de ilk zamanlar ablayla sürekli kavga halindelerdi çözemiyorlar da kendi başlarına birbirlerine söylemek zorunda oldukları şeyler için beni arıyolardı o kadar yani.. “Köpek gibi dalamayın birbirinizi” diye bir laf vardır ebeveynlerin ağzında biraz ordan, biraz da kardeşin sinirlendiğinde “hırrr” yapmasından esinlendim 🙂
İş saatlerim sebebiyle eve en geç gelen ben olduğum için biraz da evin babası konumundayım 🙂 Eve bi geliyorum bunlar birbirlerini şikayet edip duruyolar bana.. Nasıl deli oluyorum ama “evde de huzur bulamayacak mıyım sus be kadın” demişliğim var 😀 O yüzden benim kapımda:

Ahhah çok fena farkındayım 😀 Kendi odam için bişey almasam olmazdı ee köpekliyi kendime alacak da değildim di mi 😀 Genel müdür iyidir iyi 😉

Reklamlar

öyle bir saçmalarım ki.. inanırsın..

.. merdivenlerden adım adım çıkmaya başladım sonra.. Bir yerden sonra biteceklerini düşündüm.. Bitmedikçe sıkıldım ve bir tanesine oturmaya karar verdim.. Bu kararın doğruluğunu oturarak düşünmek daha mantıklı geldi o an.. Sonra mantıksız bulup kalktım.. Evet biraz salaktım..

.. bir kedi yavrusu gördüm.. ben sadece yavrusunu severdim zaten ama annesi yanında yokken.. anneyi sevmezdim çünkü.. kendi annemi değil kedinin annesini.. yavrusunun yani.. neyse öyle işte..

.. çayımı doldurup yanına biraz bisküvi aldım.. niyetim içine batırarak yemekti.. çayımın kirlenmesinden korktum.. ama çay yalnız başına çok tatsız olacaktı.. bundan bir hayat notu çıkarabilirim dedim.. düşündüm buldum.. hayatımı kirleterek tadına varabilirdim ancak.. çay, içine batırılmış bisküviyle bir sorun yaşamayacaksa benim ne sorunum olabilirdi ki sadece keyfine varmalıydım.. vaayy dedim aklını arada bir kullanmalısın dostum!

.. deri ceket giymiştim o gün.. nasıl yakıştırdım ama nasıl hoş göründüm gözüme (pehh).. üşengeçliğim üzerimde olduğundan fotoğraf çekmedim.. istedim ama yapmadım.. neden? dedim ya üşendim.. tüm gün yolda sokakta rüzgar saçlarımı her hareketlendirdiğinde poz verdiğimi bir yerlerden fotoğraflarımın çekildiğini hayal ettim.. o fotoğrafı çekmeliydim.. pişmanım..

.. burnum akıyordu.. boğazım ağrıyordu.. paylaşmak geldi aklıma.. salak dedim sonra.. kim ne yapsın senin hastalığını.. geber kime ne? vazgeçtim.. dur! vazgeçmiştim ben bunu söylemekten niye söyledim ki? ihanet mi ettim kendime şimdi yuhaa!
bak bu da bir hayat notu.. insan kendisine bile ihanet edebilen bir hayvan.. aklımı seviyim.. “insan düşünebilen bir hayvandır” sözünü söyleyen adam bu sözü söylerken yüzünde benim üstteki sözü söylediğim andaki gibi bir zafer gülümsemesi oluşmuşmudur acaba? sanmam..

.. bazen yoldan veya kaldırımın ortasından yürümek yerine kaldırım taşlarının üzerinde tek ayak yürümeye çalışıyorum.. ne yapmaya çalışıyorum.. dur söyleme biliyorum: büyümeye heheh
aslında ben bunu sana şöyle süsleyip de söyleyebilirdim: kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalışıyorum.. tek ayağımı kullanıyorum çünkü bazen diğer ayağımıza bile güvenmemeliyiz.. işte böyle.. ama olmaz değil mi? sen bile yemezsin bunu.. olsun len bir defa inan nolur ki sanki.. hem ben inanırsam sen inanırsan onlar inanırsa gerçek olur her şey, cansız bile canlanır.. tamam bu çok uçuk oldu..

.. bu yabancı filmler yüzünden ağzıma takılan sözler var.. kullanmak için can atıyorum bazılarını bazen.. “hey adamım” diye başlıyorum arkası gelmiyor.. yok hocam bu sözler ingilizceye yakışıyor türkçeyle aynı etkiyi yaratmıyor.. “naber” demenin hoş bir tınısı yok mesela ama “vatzap meeen” deyince bir nota çalınıyor sanki kulağına insanın.. (o öyle yazılmaz biliyoruz akıllılık yapma)

.. kitap okumayı çok seviyorum.. içinde kayboluyorum sayfaların.. ama düşününce her kitabın değil.. hepsini sevmiyorum.. ben roman seviyorum.. ama öyle bana her şeyi betimlemesin tek tek.. biraz hayalgücüme bıraksın bir şeyleri.. bu biraz “hayır anlatmazsam anlamazsın sen, tek tek söylemezsem gözünde canlanmaz” demek gibi.. hayır kardeşim benim acayip bir hayal gücüm var bilmezsin sen nasıl güçlü olduğumu.. ben mi güçlüyüm hayalim mi yarıştıralım istersen? ben fena sayılmam aslında yaşıyorum ya daha ne olsun gücümü başka nasıl gösterebilirim ki sana.. tamam kaslı bir vücuda sahip değilim ama yüreğim çok güçlü be hocam yabana atma onu.. neleri taşıyor biliyor musun bilmiyorsun sus o zaman güçlü işte alla alla.. neyse ama kabul edelim hayalim daha güçlü.. bazen her şeyin düzeldiğini hayal ediyorum bea boru mu! sen böyle aptalca hayaller kurabilir misin ha nabeeer? evet kazanan: hayal gücü..

.. bavulunu aç diyorum at içine her gün bir şeyler.. biriksinler içinde.. sonra “o gün” geldiğinde iki ayağın dolaşmasın birbirine.. ayaklar birbirine dolaşır mı? dolaşır.. benim bir kardeşim var çok sakar kendine çelme takabiliyo yaaa.. sizin var mı, demek geldi içimden tam burda.. olmasın len yoksa sevinin işte ne güzel.. dün akşam elime çayın suyunu döktü salak.. istemeyin o yüzden.. o kadar da maymun iştahlı olmaya gerek yok..

.. insanlar biraz aptal mı? kim cevap verecek bu soruya şimdi aptal mısın? aptal dediğin o insanlar bu sorunun cevabını bilselerdi aptal olmaktan vazgeçmezlermiydi ha? farkına varsalardı ya da aptallıklarının? onları bilmem ama söyliyim sen aptalsın.. idiot..

.. ne yapmaya çalışıyorum ki kimi kandırmaya çalışıyorum? yazacak bir şeyim yok işte anlamıyor musunuz? olmadık yerden gelmiş olmadık cümleler kuruyorum.. anlamlar vermediniz inşallah bunlara bir de çok gülerim.. kahkahalarla gülerim.. ben çok gülüyorum ki zaten.. durmadan gülüyorum.. deli misin diye soruyorsun bir de be güzelim.. hangimiz değiliz ki

.. bak içten yazılar döşüyorum sana.. değer verdiğimi göstermez ama bu.. vermediğimi de göstermez tabi.. ben sana bırakacağım şimdi sonucu.. istediğini yaz bitir bu hayatı diyeceğim.. sonra önce elin sevdiğini yazmaya gidecek.. vazgeçeceksin.. ümit verdiğini zannedersin çünkü o zaman.. ümit ne ki zaten.. ölülerin ümitleri olur mu hayattan? hayat dedin de bak aklıma getirdin yine.. hayat çok adi be hocam.. insanın suratına tüküresi geliyor öyle beter.. yaşamayayım ona inat bu lanet hayatı diyorsun yook öyle yağma yaşayacaksın! diyor var mı öyle istediğin zaman çekip gitmek ohh kebap.. hep de kazanıyor ya deli oluyorum.. onun istediği kadar istediği gibi yaşıyoruz sonra.. sövmek istiyorum ama sonra ağzım böyle biber gibi acıyacak diye korkuyorum.. sövmem ki ben çünkü.. ağzım çok temiz.. yıkıyorum sürekli.. fırçalıyorum da hem günde on kez falan.. yok len şaka ne fırçalıcam.. ahaa dur inkar edeceğim kısım o değildi! fırçalıyorum da on kez değil yani o kısmı şaka.. derin nefes. kurtardık. oh çok şükür.

.. zayıflamışsın dedi yine biri.. evet len evet zayıfladım ne olmuş! dövecek misin? bıktım valla yoo demekten.. ne bileyim bana hep aynı geliyor ama senin gözün bugün biraz zayıf görüyorsa ne yapayım yani.. al kabul ettim işte eridi mi içinin yağları.. yemek yiyemiyorum ki kilo alayım.. kusuyorum bir de üzerine.. miğdem biraz kötü bu ara.. içimdeki pisliği akıtmaktan olsa gerek.. yemiyorum çıkarıyorum sadece.. yalan bunlar.. sen rahatla diye söyledim.. haksız çıkarsan ölürsün diye korktum.. beyaz o zaman değil mi? bu beyaz yalan dediklerinden.. siyahı da var bunun.. geceleri söyleniyor.

.. komik bişey izliyorum.. ama gülmüyorum.. sonra ağlak bişey izliyorum kahkahalar atıyorum.. de hadi sıkıyosa deli diye.. söyle.. korkma kabul etcem.. ama yok öyle bir şey kandırdım.. komik olan şeylere komik olduklarından çok daha fazla gülüyorum.. ağlak şeylere ağlamıyorum ama.. bitmiş gözyaşlarım napıyım.. su içip gözyaşı mı çıkarayım allah allah..

.. bitmez bu yazı.. tabi ben bitirmezsem.. bitirmeyecektim aslında.. ama biri eskaza okumaya başlar bitirmek zorunda hisseder kendini diye acıdım.. evet ben hala sizi düşünüyorum yanlış görmediniz.. siz siz arkadakinin yanındaki.. sizi düşünüyorum dedim evet.. aa neden şaşırdınız ki bu kadar? yoksa daha önce kimse sizi benim düşündüğüm gibi düşünmedi mi? yazık. ağlarım.

“arkadakinin yanındaki” de arkadaki olmuyor mu zaten diyecek ya da diyecek cesareti olmayıp düşünmekle kalacak olan zeki kişilik sana sesleniyorum.. evet bildin. sensin. aferin.

Şizofrenik Haller^^

Bu ara bir gariplik var üzerimde..
Kelimeleri ilk anlamlarıyla düşünüyorum hep neden olduğunu anlayamadan..
Ne demek mi istiyorum? Bir kaç örnekle anlatayım:
Deyim olarak kullanılan kelimeler vardır ya “gözüne girmek” gibi bunu duyunca benim gözümde direkt bir gözün içine sivri bişeyin girdiği böyle deştiği falan canlanıyor olum!

Sonra “kalbimi söküp atmak” deyimiyle böyle sol tarafını parçalayıp içinden kanlı kanlı kalbini çıkarmak geliyor gözümün önüne..
Hangi filmi izledim de böyle oldum anlamıyorum ki Allah Allah.. Hayır bir de hiç etkilenmem hea öyle filmlerden.. Tepenin gözleri, otel, testere gibi filmleri böyle gözlerimi kaçırarak falan izlemem yani.. Korkmak gibi huyum yok zaten.. Korksam hepsini tek başıma, karanlık bir odada izlemezdim heralde di mi 😉

Şimdi büyüklerin ellerinden küçüklerin “gözlerinden öpüyorum” diyeceğim gözümde canlanan bir gözün içini öpmek olacak ohaa ne iğrenç oldum len ben! demiyorum bişey tamam manyaklaştım iyice.. Doktor çağırın biri deliriyor 😮 Şizofren çıkmıştım psikolojik bir testte ama atarak cevapladığım için yani şaka maka oraya doğru gidiyorum heralde Allaaaah!

Aslında bunu biraz House’da (house m.d. dizisinden bahsediyorum) hastalıkları içten göstermeleri gibi düşünebilirsiniz.. İzleyenler bilir hani anlatırken böyle vücudun içini ayrıntılarıyla olayın olduğu şekilde gösteriyorlar ya ondan bahsediyorum.. Diyeceksiniz ondan mı etkilendin? Ama yok bu ara onu da izlemiyorum pek..

Şimdi böyle şeylerden bahsedince öğrencilik yıllarımızda yurttayken kızlarla yaptığımız muhabbetler geliyor aklıma.. Bir arkadaşım böyle erkeklere kıl olup “hepsinin tırnaklarını böyle tek tek sökeceksin kökünden” falan derdi sinirli sinirli 😀 Daha ne işkenceler düşünmüştük ooo 🙂 Neyse ki vermediler elimize o kötü adamları da bu güzel yaşlarımızı hapislerde geçirmedik çok şükür 😀

Bu da ne acayip bir yazı oldu böyle yahu.. Neyse neyse döktüm içimi rahatladım ohh 😉

Asker Mektubu^^

Uzun araştırmalar sonucu elime geçen çook eski bir asker mektubunu paylaşmak istiyorum sizinle.. Öyle bir yerlerden alıntı falan değil hea gerçek bir mektup

    “Çanakkaleden sevgi ve selamlar. Değerli dayı oğlu İsmayil. Evvela seni ve beni uçaktaki dümeni gemideki yelkeni tarladaki dikeni dünyada olup biteni gurbette hasret çekeni baharı yazı kemeri sazı bahçedeki maydonozu dünyadaki en güzel kızı yaratan ulu tanrıdan iyi olmanı dilerim.

    Ey benim değerli sağlam ciğerli bazen kederli bazen orta şekerli her dilden her türlü halden anlayan şeker paresi kuşlar yuvası avcumun ortası horoz yumurtası yedi amerikan sakızı kardeşim evvela kalbimin derin köşelerinden gül suyu şişelerinden sana salmış olduğum selamlarımı sunar o menekşe kokulu kardan beyaz kıştan ayaz pamuktan yumuşak yeni açmış güller gibi şeker yemiş diller gibi kız oğlana mendil sallar gibi o nazik ellerinden yüzyirmi beygir motor kuvvetinde hafif hafif sıkarım kardeşim.

    Nasılsın iyimisin boşmu dolumusun dünya gibi genişmisin bülbül gibi kuşmusun inşallah maşallah daha iyisindir. Kardeşim İsmayil sende beni soracak olursan ben çok hastayım öyle bir derde düştüm ki nesen sor neben söyleyeyim ben hastaneye gittim bana şu ilacı yazdılar burada bulamadığım için sana havale ediyorum iyi dinle yazıyorum.

    50 eşek arısı 5 ermeni karısı 100 yumurta sarısı 20 mısır darısı 40 çingene karısı 120 kilo niğde elması 80 tane bursa şeftalisi 4 saat gece yarısı bir tencere et kavurması 3 konyak 5 manyak her tarafı oynak kiraz dudak bunların hepsini bir aşk tenceresine koyup kaynatmak için 5 kilo tuz 20 parça buz bir adet bozulmamış kız derdime derman olması için 60 gün kaynat 70 gün oynat 80 gün karıştır ve acele olarak şu adresime gönder. Dağıldı toplanmaz tümeni bitti gelmez tugayı çağırdı bağırdı bölüğü izin almaz mangası”…………….

Noktasına varana kadar aynı şekilde paylaştım mektubu.. Sonra gelip de İsmayil değil İsmail olacak o falan demeyin öyle yazıyo valla

Nil Karaibrahimgil – Kırık

Bir site gördüm geçenlerde Nil’in twitterdaki iletisi üzerine..
Benim ilgimi çekti hoş olmuş değişik olmuş..
Belki sizin de ilginizi çeker diye paylaşmak istiyorum..
Görmemişseniz, girmemişseniz, bakmamışsanız ve yazmamışsanız bir bakın:
Site işte bu..
Neye kırgın olduklarını yazmış insanlar noktacıklara tıkladığınızda okuyabiliyorsunuz..
ve isterseniz siz de kırgınlığınızdan bahsedebiliyorsunuz…

Posh Butik’i soyuyoruz!

Ne gördüm bir bakın: posh butik hediye dağıtıyormuş.. Normalde böyle etkinliklere pek katılmıyorum ama buna bayıldım resmen hediyelere bir bakın nasıl güzeller 😉

müthişler değil mi?

“Ne zamandır düşünüyordum bir hediye kampanyası yapmayı, bugüne kısmet oldu:) Sizlere bir sürü ama bir sürü hediyem var;)) çam sakızı çoban armağanı şeyler ama umarım beğenmişsinizdir. Öncelikle hediyelerin neler olduğunu anlatayım. Beden konusunda sıkıntı yaşamamak için, kıyafet yerine herkese uyabilecek şeyler seçtim.

1)Laveda Spa’dan Sağlık Dolu bir Gün (2 ADET): Bu çek ile Ritz Carlton İstanbul Laveda Spa’ya bir gün boyunca ücretsiz giriş yapabilir, havuz,jakuzi ve fitness olanaklarından faydalanabilirsiniz. Ayrıca 15 dakikalık masaj hizmetinden de ücretsiz yararlanabilirsiniz. Bu çek daha çok İstanbul’dakilere yarayacak ama belki şehir dışından biri bile kazansa belki haftasonluk bir kaçamak yapabilir çünkü bu çek 30.12.2010 tarihine kadar gerçerli! Eşinizle veya bir arkadaşınızla gidebilesiniz diye 2 adet gönderiyorum;)
2)Tommy Hilfiger Marka Kırmızı Cüzdan: Cüzdan diyorum ama cüzdan ile ajanda arası bir şey:) İçinde küçük bir not defteri ve kalem koymak için de bir yer var.
3)H&M Vanilla Cupcake Lip Gloss: H&M’in şeker mi şeker bir dudak parlatıcısı. Hem de Vanilyalı;) Sadece bu şeker şey için bile katılmaya değmez mi;)
4)Hello Kitty’li Pembe Telefon Kılıfı
5)Tahta Boncuklardan Kahveli-Bejli bir adet Kolye
6)Tek Taş Kolye: Ne yazıkki gerçek değil;))
7)Pembe Taşlı Sallantılı Küpe
8)Kahveli Bejli Örgü Kemer: No:98’teki Pembeli Kemerimin aynısı, her bel ölçüsüne ayarlanabilir.
9)Polo Garage Bej Rengi Şapka:
10)Koku Taşı: Evinizin her köşesine güzel ve hoş koku verir, ister sadece şişenin kapağını açarak ister de beğendiğiniz bir kaba koyarak kullanabilirsiniz.
11)Snoopy’li Facial Absorbent Paper: Yüz yağı giderici mendiller, yüzdeki fazla yağı alır ve nemi dengeler.
Öncelikle şunu belirteyim, hediyelerin hepsi bir kişiye gidecek! Gelelim katılım şartlarına;
1-İzleyicim olmanız.
2-Bu postu blogunuzda resimli bir şekilde yayınlamanız ve linkiyle birlikte bu postun altına yorum olarak bırakmanız. (Blogu olmayanlar facebook hesaplarında da paylaşabilirler.) İşte bu kadar!
Çekilişi random.org ile belirleyeceğim, son gün 24 Eylül! 24 eylül’den sonraki yorumlar kabul edilmeyecektir. 25 eylül’de şanslı kişiyi açıklayacağım;) Hadi bakalım hayırlısı!
KATILIMLARINIZI BEKLİYORUM, HERKESE SEVGİLER… “

Katılmasam olmazdı valla.. Kesin çatlardım.. Kazanamazsam da çatlarım 😛 Umarım kazanırım o yüzden.. Ama kazanamazsam da yüce gönüllüğün için teşekkürler Poshicik 😉
(Elinde ne varsa veriyorsun gibi öyle çok.. o yüzden soygun dedim yanlış anlaşılmasın :P)

Kavgacı Ünlüler

Msn.com’un hazırladığı bir yarışma gördüm bugün.. Hoşuma gitti paylaşmak istedim 😉
Ünlülere photoshop uygulayıp dayaktan tanınmaz hale getirmişler ve gerçekte kim olduğunu bilmenizi istemişler.. Ben hiç zorlanmadan hepsini bildim tabi ki hehe
Çok övünülecek bir şey yok aslında kim oldukları gayet açıktı 😛 Bir de siz bakın:









Nasıl, hoş bir çalışma olmuş değil mi? Fotoğrafların hangi ünlülere ait olduğunu öğrenmek için mouse’unuzu üzerlerine getirmeniz yeterli… Yalnız dördüncü resimde tereddüt ettim ben.. Çünkü onun Hilary Duff olduğuna eminim ama sanırım yanlış yazılmış.. Şıklarda o yoktu zaten.. Son bir fotoğraf daha vardı ama o yeşil suratın Shrek olduğunu anlamayan biri olabileceğini sanmadığımdan ve konu başlığıma çok uymadığından eklemedim 😛 Yine de yerinde görmek isterim bu testi derseniz TIK TIK