Düş Sokağı Sakinleri – Hüzün Kovan Kuşu..

gözyaşına dök yağmuru
düş uçacak bahara doğru
yollara açılıp konuşacak
mutlu edeceğim yokluğunu

huyumdur hep ölürüm
nice aşklara bölünürüm
ayımdır hep tutulurum
nice ışıkla korunurum

hüzün kovan kuşu gelmiş
gecenin yanağına konuvermiş
ay tenli aşık şarkıma
karşılık vermiş

dışım içimden gelir
yani gölgem kendimden
aşktır ölümden güzel olan
bak ve gör yaşam düşlerdedir

huyumdur hep dirilirim
nice dağlardan dökülürüm
ayımdır hep kararımım
nice öpüşle aklanırım

hüzün kovan kuşu gelmiş
gecenin yanağına konuvermiş
ay tenli aşık
şarkıma karşılık vermiş

Bir bu eksikti :(

Bilgisayarım bozuldu!!!
Üzüntüden öleceğim 😦 Üstelik basit bir bozulma vakası da değil daha önce böyle olduğunda bir ay alamamıştım servisten 😦 Şimdi garantisi de bittiğinden aile bilgisayarcımıza teslim edeceğim yarın tez elden (hı hı bizim aile hekimimiz dışında bir de aile bilgisayarcımız var nabeeer)
Öyle delirdim ki durup durup şarkı uyduruyorum ve oynuyorum evin içinde.. Evet ben üzüntümü böyle farklı şekillerde gösteriyorum yapcak bişey yok.. Bir de insanlara sarıyorum..

Ergen kardeş her okuldan geldiğinde güzellik uykusuna yatar.. Bugün annem sorunca “neden yatıyorsun” diye “sana küsüm de ondan” demiş annecik üzülecek oluyor.. Dedim “Ne bakıyorsun sen ona her gün uyur o, tek fark bugünki uykusunu sana armağan etmiş” 😀
Akşam da aldım karşıma “Noluyoruz len uykunu dağıtmaya başlamışsın bakıyorum, bu anam için bu babam için şeklinde, Cüneyt Arkın mı sandın kendini sıpa ayağını denk al kırarım o çilbir bacaklarını” dedim.. Benden korkar zaten somurtup oturdu.. Heh şöyle adam ol cık cık..

Bu yazıyı nerden mi yazıyorum? Babamın Kore’den gelen yepisyeni bilgisayarından yaaaa 😀 Kore kokulu bir yazı bu yani kokla bak inanmazsan 😛
Yalnız babacığın haberi yok mışıl mışıl uyumakta şu an.. Zaten en fazla haftada bir aklına gelip baktığından haberi olmaz görmezse.. O zamanlarda da ben açıyorum istediği şeyi zaten.. Adam keyif keyif tv karşısında çekirdek çıtlatırken “Gülbeyaz, (baba bey hazretlerinin bir süredir bana uygun gördüğü isim bu) bilgisayarımı bir getir bakalım” diyor bendeniz de bir Hülya Koçyiğit bakışı ve dönüşü yapıp koşar adım getiriyorum.. Açıyorum bilgisayarı, istediği siteye girip ellerine uzatıyorum.. Bazen eline almaya bile gerek duymuyor ben işlerini halledip kapatıp geri götürüyorum.. Ahh dostlar siz bilmezsiniz ama bu adam ben olmasam eksik kalırdı valla.. Hoş bunu o da bilmiyor daha 😛 Öğrenmesine az kaldı az.. Ama itiraf etmesine çok var.. Sonsuzluk kadar..
Velhasıl-ı kelam bayan bahtsız bir de bilgisayarsız kaldı a dostlar.. Ağlamamalı da ne yapmalı şimdi? Kara yazım kör talihim geberme e mi! Az dur sen dur kızmaya başlıyorum deli damarım atacak yakında yakacağım Roma’yı.. O yanmıştı önce yeni bir şey yapmalı yakmalı Haydarpaşa’yı.. Ee o da yandı bea hocam yıl olacak nerdeyse.. Amaaan bea vakit gelsin de yakacak yer bulunur.. Olmadı kendimizi yakarız bea, çal kemancı bu gece en hüzünlü şarkını heyhey

Ben yokken siz şu şarkıları bıkana kadar dinleyin:

Herkes için aynı şeyi ifade eder mi bilmem ama şu son şarkı bana çok huzur veriyor.. Biraz hüzne kaçan bir huzur tabi..

Niye Türk Sinemasından bu kadar konuk aldım yazıya bilmiyorum.. İstemdışı oldu.. Belki şu telif hakları meselesinden dolayı aklımda kalmıştır.. Davalarında başarılı olurlarsa o bayıldığımız eski Türk filmlerini daha az göreceğiz muhtemelen televizyonlarda.. Ama hak vermiyor da değilim tabi onlara..

Hastalıktan..

Bir kaç gündür hastalıktan sürünüyorum.. Öyle kötüyüm ki kafamı taşıyamıyorum.. Kaşımı bile oynatacak halim yok.. Kedim falan da yok ki öldüğümde haber etsin konukomşuya.. Kedi sevmiyorum ama bak her eve lazım bişeymiş anladım şimdi.. Hem kediniz olmayınca kimseye “ben özlemedim ki seni kedi özledi” falan da diyemiyorsunuz..
Yok hocam bir kedi alıp asmalı evin bir köşesine
_ asmalı?
_ hı hı. Ama önce kanını da bir içmek lazım..
_ !!!
😀 aha satanist oldum gidiyorum hadi hayırlısı.. Yok bea şaka yapıyoruz tabi ki.. Hem büyüyünce feminist olcam ben.. Hem feminist hem satanist olunmaz mı? O zaman sadece bayan kedilerin mi kanını içmek gerekir?

Bayan kedi ne be utanmasam Miss kedi diyeceğim.. Yuha bu daha feci oldu! Kedi lezzetliymiş gibi oldu hehe tamam atın beni denizlere suyuma işesin veledler

Hani erkekleri pis görcez ya ondan şeyetmiştim ama olmadı di mi? Bay kedilerin kanını içeriz o zaman olmaz mı? Amaaan bea bu da ne zahmetli işmiş ne yaman çelişkiymiş oynamıyorum..
İşte her şeyi böyle ayrıntılı düşündüğümden acım da daha derin oluyor benim ahh salak kafam..

Başımın ağrısı öldürecek beni.. Öyle feci ağrıyor ki duvara vurup parçalamak istiyorum bazen.. Böyle kanlar dağılsın her yana off sahneye bak bea 😀 Tam burda aklıma Barney Stinson’ın ölüm numaraları geldi yahu müthiştir izlemelisiniz..

Neyse işte başımı duvara çarptığımda son sahnedeki gibi böyle kanlar fışkıracak ne hoş değil mi 😀 Beni ciddiye almayın böyle şeyler söylediğimde hea içimden geldiği gibi sıralıyorum kelimeleri o kadar.. Şimdi size bir şarkı armağan etmek istiyorum: Ahmet Kaya’dan Nerden Bileceksiniz.. Sözleri çok anlamlıdır son cümleler de buraya uygun:

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz

Bir fidandım derildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz

Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim hey
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz

Gökte yıldız söner şimdi
Annem beni anar şimdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz

Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz

Ben ardımda yaş bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım hey
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz

Hadi ekleyelim onu da o zaman yaw kıyamam:

İşte böyle..
İnsanların durumu, fotoğrafı görüp beni sorulara boğmasından hiç hoşnut değilim.. Hele o manalı bakışlar delirtiyor beni.. Neden başkalarının yerine ben utanmalıyım? Neden herkes gibi kaçamıyorum ben de sorumluluklardan? Neden hala o taksitlerini ödüyorum? Çilek neden bu kadar güzel kokar? Babam böyle pasta yapmasını nerden biliyor? ahaha koyverdim gidiyorum valla..
Ama anlamıyorum.. Ne söylememi bekliyorlar? Ne denilebilir ki? Hem onlar bilmiyorlar mı ölülerin arkasından konuşulmaz..

Çorba yaptım yine her şeyi değil mi? Ruh halimdeki karmaşanın yazıya yansıması bu aslında.. Bir gün geçecek ama hepsi biliyorum.. Düzelecek.. Çok az kaldı, ufacık bir bağ var o da kopacak sonra bitecek her şey.. Bir gün anlatırım belki size her şeyi tüm ayrıntılarıyla.. Ama bugün değil..
Arada bir, bir kaç tavsiyede bulunayım diyorum ama sonra bakıyorum ki verilecek herhangi bir öğüt falan yok burda.. Çünkü sadece yaşadım ben.. Bundan kaçamazsınız ki.. Ama beni korkutmamalı bu olanlar onu biliyorum.. Diğer insanlara karşı önyargıya düşürmemeli.. Dışarda bir kaç tane doğru insan kalmış olmalı değil mi?
Kızgın falan değilim aslında kimseye.. Sadece kırgınım.. Her şeye.. Tam bir sebep söyleyemem sadece öyle işte..
Bir de elimde üç dört ay öncesine ait bir hediye var.. Herhangi birine veririm belki.. Ya da vermem bilmiyorum..

Hepsi bitecek biliyorum da bi tek şu yarım kalmışlık, kandırılmışlık, geç kalmışlık hissi korkutuyor beni.. O ne zaman geçecek? Ya da geçecek mi?

İyiyim ben
Hep aynı şeyler işte
Uyku hapları
Yalan dolan gülümsemeler

İyiyim ben
Hem sen tanırsın beni
Ne yapsam ne söylesem
O geç kalmışlık hissi


Bir bitmeyen gece bıraktın
Ve üç nokta düşürdün
Belli etmedim ben pek, tenhalaştım..

“Biz hiç beceremedik Sevmeyi de Terketmeyi de”..

Bayıldım bu şarkıya tek kelimeyle..
Öyle çok sevdim ki bağıra bağıra eşlik ediyorum.. Bıkana kadar da dinleyeceğim muhtemelen ama sözler falan içine müthiş çekti beni 😛
Sözlerini de eklemek istiyorum ki bir de siz bakın:

Ah ne zormuş bitsin demek
Hala severken seni
Dudaklarını öpmemek
Bir yabancı gibi

Bilirsin ayrılık konusunda
İyi değiliz ikimiz de
Bir kıvılcım yeterdi her zaman
Koşup geri dönmemize

Değmesin ellerimiz
Buluşmasın bu gözler
Yine erir gideriz
Unutulur yeminler

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Aşk kokan dudakların
Karşısında direnmeyi de

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Aşk dolu mısraların
Karşısında direnmeyi de

İşte bir kez daha
Durup karşında
Belki de son defa
Soruyorum sana

Bitti mi hikayemiz?
Bu ne biçim son böyle?
Değmez miydi sevgimiz
Savaşıp direnmeye?

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Kendimize sahip çıkıp
Dünyayla yüzleşmeyi de

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Koktuğumuz o gözlerin
Karşısında direnmeyi de

Bitmesin hikayemiz..

Bu sözlerin üzerine bişey söylemeye bile gerek yok aslında.. O kadar güzel anlatmış ki, özetlemiş ki herşeyi.. Belki her şeyin üstesinde gelebiliriz fakat hayatımıza bir kez aldığımız, sevdiğimiz insanları çıkarmayı, terketmeyi beceremiyoruz bir türlü.. En azından ben öyleyim..
Hadi bağıra bağıra (kötü sesimiz yüzünden böğüre böğüre de olabilir bu :P) söyleyelim birlikte

Kıro şarkılarla harcanan Kore Klipleri..

Kore filmlerine dizilerine hayranız bunu bilmeyen yoktur.. Ama bu adamlar klipleri bile film/dizi tadında yapıyolar onlar bile ayrı bir güzel oluyor.. Herkes bizim kadar şanslı değil.. Kore dünyasından haberleri yok, dizilerini izleyemiyorlar ama o güzelim Kore kliplerinin ardına eklenen kıro şarkılarla bu dünyadan az da olsa haberdar oluyorlar.. Tabi biz gerçeğinin ne kadar güzel olduğunu da bildiğimizden bu durumdan nefret ediyoruz..
Bu konu üzerine şurda bir sohbetimiz olmuştu Ser_min‘le.. Bir yazı yazalım demiştik ama ancak vakit oldu..
Karşılaştırmalı olarak bir kaç örnek vereceğim ki gördüklerinizden sonra kesinlikle bize hak vereceksiniz..
İşte bizimkilerin katkılarıyla iğrençleştirilmiş bir Kore klibi:

Bu kadarla kalsa iyi.. Bir de küfürlü altyazı yapmışlar kusmaya saniyeler kala bıraktım izlemeyi:

Bu da klibin aslı:

Bu güzelim klibi şarkıyı ne hale getirmişler.. Yazık valla.. Bir de herkes bunları izledikten sonra film veya dizi olduğunu zannediyorlar arıyorlar ama malesef bunlar sadece klip.. Bazıları için ben de çok istiyorum film/dizi olmasını ama…
Başka bir örnek daha:

Orijinaline bakın bir de:

Bu video görüntülerinin Green Rose’dan alındığını söylüyor herkes Green Rose’u izlemedim ama bildiğim kadarıyla Hyun Bin oynamıyor orda.. Bu konuda bir fikriniz varsa paylaşırsanız sevinirim..

Bir tane daha:

Klibin orjinali:

Bu da Lee Seung Gi’nin klibinin Türkçe şarkı eklenmiş hali:

Orijinal halini daha önce paylaşmıştım zaten:

Son olarak, Gaile (Serkan Ağar) Zeytin isimli Klip:

Klipteki görüntüler Alone in Love isimli Kore dizisinden alınmış..

Bir de üstüne bu klipleri ekleyenlerin çoğu Korelileri hiç tanımıyor ve her çekiğe yakıştırdıkları gibi “Japon” deyip geçiyorlar.. Zaten kliplerin isimlerine bakarak da görebilirsiniz bunu.. Japonun aşkı diye isim koymuşlar videoya yahu 😀
Ağlasam mı gülsem mi bilemiyorum bazen bu duruma.. Neyse halimize şükrederek bitiriyorum bu postu

Mutlu Bayramlar :)

Herkesin bayramı en içten dileklerimle kutluyorum 😉
Her ne kadar bayramların eskisi gibi tadı olmasa da…

Eskiden tüm ev ahalisi bayram namazı saatinde kalkar, erkekler namaza giderken bayanlar onlar gelene kadar kahvaltı hazırlardı..
Kurbanlıklar bahçelerde, evlerin bodrumlarında kesilmek üzere hüzünlü bir şekilde bekler ve evin küçük çocuğu her kurban bayramında babasına yalvarırdı “kesme” diye..
Artık kana, ölüme fazlasıyla alıştığından insanlar bunu da çok doğal karşılıyoruz.. Allah’ın emri tabi karşı gelinmez yapılacak illa ki.. Ama lütfen işkence etmeden kurban edelim hayvanlarımızı..
Sevgiler, mutlu bayramlar…

Pek alakası yok bugünle ama şu an bu şarkıyı dinlediğimden paylaşmak istedim..

    Burdan da dinleyebilirsiniz…