Yolun Sonu..

hayat bir yoldur ve her adım ölüme yaklaştırır bizi


Hayatımızı hiç bitmeyecek bir serüven olarak görürüz hep.. Ölüm bize yabancıdır.. Bizi bulmayacağına eminizdir neredeyse.. Bu rahatlık nerden, nasıl peydahlanır bilmem.. Tek bildiğim bunun doğru olmadığı.. Dünyanın bizi fena halde keklediği…
Ölümü sadece çevremizde birileri öldüğünde -onda da bir kaç dakikalılığına- hatırlarız.. “Bir gün bizim de başımıza gelecek” deriz, yani farkındayızdır da inanmak mı isteyemeyiz yakıştıramayız mı kendimize bilemiyorum.. Halbuki binlerce örnek, ipucu durur gözümüzün önünde sona dair..
Çok üzüldüğümüz zamanlar, yaşamanın artık anlamsız olduğunu düşündüğümüz günler vardır.. Evet o an isteriz ölümü.. Yalvarırız bile belki en kötü günlerde “bugün al Yarabbim canımı” diye.. Bir dakika durup derin bir nefes alıp düşünsek, açsak gözlerimizi bir anlığına ne kadar şanslı olduğumuza şaşarız belki de.. Ve biline ki gidenler istemedi bu sonu, onlara da yakışmadı beyaz elbise..
Her gün ufak tefek şeylere takılırız.. Saçımızın bugün güzel olmadığı gerçeğine oturur üzülürüz bazen.. Öyle basit şeyleri büyütürüz ki gözümüzde bir an sonra farkına vardığımızda güleriz halimize..
Belki günde iki kere önünden geçtiğimiz bir mezarlığı bir yakınımız ölüp de oraya gömüldüğünde farkederiz.. Ölümün soğuğunu içimizde hissederiz o an.. Ama bu da sadece bir an.. Umursamazlığımız, unutkanlığımız öyle feci boyutlardadır ki bir ay önce kaybettiğimiz sevdiğimiz bir insanı ancak ölüm yıldönümünde hatırlarız tekrar..
Hepimiz nankör varlıklarız.. ‘Çiğ süt emmiş’ denir ya insanlar için hakikaten bunu kanıtlar bir haldeyiz..
Çocukken daha olgunduk sanki.. Her şeyin farkında olmasak da önemli şeyleri ayırt edebiliyorduk sanırım.. Yani bir oyuncak için ağlamakla gidenin arkasında ağlamak aynı değildi sanki bizim için.. Şimdi ise bir elbise, bir ayakkabı için gözyaşı döker alamadığımız bir şey için lanetler yağdırır olduk..
Kimsin ki sen ahkam kesiyorsun bizim hakkımızda, genelliyorsun diyebilirsiniz.. Böyle insanlar değilseniz, gerçekten vefalı iyi dostlar iyi kullarsanız lütfen üzerinize alınmayın.. Ama sanırım ben yukarıda bahsettiğim türden bir insanım.. Her kelimesi beni anlatmasa da bana uyan binlerce kelime var bu cümlelerin içinde..
Belki bir an sonra bu yazıyı yazdığım psikolojide olmayacağım ve yine eskisi gibi ölümü unutup dünyanın dertlerine dalacağım.. Ama biliyorum ki sürekli ölümü düşünerek yaşamak yaşamak olmayacak.. Unutup devam etmek benim yararıma olacak.. Diğer acıların gönderildiği yere gönderilecek içimde bu da.. Ölen en sevdiğim kişi olsa da en uzun bir yıl olacak ömrü.. En fazla o kadar kemirecek içimi bu büyük yara.. Bir kelime, bir şarkı, bir film, bir olay,.. sürekli hatırlatacak ama gittikçe verdiği acı azalacak..
Ben eskiden -küçük bir çocukken- geceleri sevdiklerimin öleceği güne ağlardım.. Küçüktüm ya farkında olmazdım bunun beni ne kadar yıprattığının.. Daha gelmemiş bir acıya ağlamak ne büyük bir salaklıktır.. Belki de çok akıllı değilimdir hea..
Bugün bu yazıyı yazıyorum çünkü benim en büyük korkularımdan biri çevremden birinin başına geldi.. En yakın arkadaşlarımdan biri annesini kaybetti..
Ve yersiz olacak olsa da itiraf etmeliyim ki onun benden çok ihtiyacı vardı annesine.. Tutunduğu bir kaç daldan biriydi annesi, hatta en önemlisi.. Kelimeler tükendi, sesler kesildi bu acı haberle.. Elimin ayağımın direnci kalmadı.. Acı benim bile tüm bedenimi kaplamışken Onun halini açıklamaya hangi kelimeler yetebilir..

Bugün olmaz biliyorum ama bir gün bu yazıyı okursan canım her zaman söylediğim gibi yanındayım.. Yetemeyeceği mi, yaklaşamayacağımı bile bilsem de söyledim ya ben senin annen olurum canım.. Bunun için oldukça küçük ve aptal olsam da kalbim seninle beraber acıyor gözyaşlarım beraber akıyor..

Allah rahmet eylesin.. Toprağı bol olsun.. Bu dünyada bulamadığı huzuru umarım öteki dünyada bulsun..

Reklamlar

facebook’un depreştirdiği intikam duyguları!..


Artık herkesin ağzında facede şunu buldum bunu gördüm o videoyu paylaştım şu resmi ekledim bilmem ne bilmem ne
Ben şu an kızgınım face’e..
Sormayın öyle mantıklı bir sebebim yok ama kızdım işte
Herkes arkadaşlarını falan buluyo seviniyo.. Tamam bana da faydası oldu ben de çok kişiyi buldum ama şimdi sildim iyi geçmişimizi bu olayla 😛
Neyse olay şundan ibaret:
İlkokuldan aynı sınıfta olduğum bi çocuk eklemiş face’imi.. Nerden, nasıl bulmuş bilmem ilgilenmem de kötü anılarımı hatırlattı takıldığım o..
Küçükken böle minicik sevimli bir kızcağızken ben bi gün bi uyandım bi yanağım balon gibi şiş.. Şok oldum ama bişey yiyor olsam o kadar büyük görünmez o yanak hea kocaman dev gibiydi.. Annem tanıyı koydu hemen tabi: dişim iltihaplanmış.. 😦
O halde okula gittim.. Şimdi olsa hangi kuvvet beni o halde okula gönderebilir, mümkün mü?
İşte bu çocuk burda devreye giriyor.. Kendileri benim sıra arkadaşımdı o zaman sanırım.. Yanlışlıkla veya bilerek bu benim yanağıma vuruyor ve ben acıdan kıvranarak ağlıyorum 😛 Sonra da hoca tarafından eve gönderiliyorum.. (boşuna gitmişim yani olum rezillik başka bişey değil)
Neyse sonuç olarak ben bu çocuğu eklermiyim hiç arkadaş listeme yoksaydım tabi ki.. Ama o günden beri kafamda intikam senaryoları fink atıyo 😀
Ne yapsam acaba? Hımm tırnaklarını mı söksem tek tek (cani ben 😀 ) …