Tebrizli Şems & Mevlâna Celaleddin Rumî..

Geç kalmış bir halde başladım bir kitaba.. Herkes okudu, önerdi dinlemedim başlayamadım çok zaman.. Sonunda vakit geldi anlaşılan.. Eridim okurken yoğruldum, karıştım içine sayfaların..
Kelimeler bir bir döküldü gözlerimden.. İçimde hissettim her harfi, heceyi.. Sonra sayfalardan biri kalbime dokundu, ardından bu yazıyı yazmaya başladım..
Bir hikaye, bir diyalog geçiyordu bu sayfada paylaşmak istedim..
Ama öncesinde konuyu özetlemeliyim:

Tebrizli Şems gönlündekini paylaşacak bildiklerine mirasçı olacak bir can yoldaşı, ruhdaş aramaktadır.. O kişiyi bulmadan huzura eremeyecek, içindeki derin boşluk kapanmayacaktır..
Rumî de aynı boşluğu içinde hissetmekte ve o da bir can yoldaşı aramaktadır..
Ancak Rumî’ye yoldaş olmak ateşe çıplak ayakla dalmak gibidir, derin uçurumlardan atlamak gibidir..
Lakin kim Tebrizli Şems’i bu ateşten uzak tutabilir?..

Efendi Baba Zaman, yola çıkmadan evvel Şems’e şunları söyler:
_”İpekböceği kozadan çıkarken alın teriyle ördüğü ipeği yırtıp parçalar.. Bu yüzden çiftçiler ya ipeği seçerler, ya ipekböceğini.. İkisini birden koruyamazlar..
Çoğu zaman ipeği kurtarmak için ipekböceğinin canını alırlar.. Bir tek ipek mendil için bilir misin yüz ipekböceği can verir?”

Ve Şems yola çıkarken cevap verir:
_”Bu hikayede benim payım ipekböceğininkine benzer.. Rumî ipektir, ilmik ilmik örülecektir.. Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipekböceğinin ölmesi gerekir..”

  • ..Elif Şafak – Aşk..
  • Neşenur’a sevgilerimle…