The Gates


Yeni bir dizi buldum kendime (benim için yeni tabi yoksa başlayalı 3 ay kadar olmuş).. The Gates.. Öyle manyak güzel falan diyemem ama fantastik olduğu için ilgimi çekti.. Hakkında daha önce hiç bişey okumadım afişini gördüm ve bir bölümünü indireyim bir bakayım dedim.. İşte dün gece de ucundan kıyısından bakıyım derken bitirmişim bölümü.. Sardı yani.. Devamını izleyeceğim büyük ihtimal çünkü zaten 13 bölümcükmüş.. İzlemesem ayıp olur di mi (?)

İşte bu kapı Gates şehrine açılan kapı.. Burası sakin bir hayat sürmek isteyenler için özel olarak kurulmuş sakin bir şehir.. Burada yaşayan insanlar pek normal değiller ama..

Kurt adam mı arıyorsun gel, vampir mi dedin gel gel, nee cadı mı sen de gel 😀 Anlayacağınız burada doğaüstü bütün varlıklar bulunuyor.. Toplum içinde yaşaması imkansız olan kesim için yapılmış bir yer gibi daha çok.. Ama bu sırrı burada yaşayanlardan başka bilen yok.. Ve geçmişte bir hata yapmış bir şerif buraya atanır, ailesiyle birlikte yeni bir başlangıç yapmak üzere Gates şehrine yerleşirler.. Şehir kamera sistemleriyle izlenmektedir.. Ortam öyle sakindir ki bunu sağlamak için kurallar konulmuştur tabi ve herkes bunlara uyar, koşmak bile yasak 😮
Böyle bir ‘site şehir’de suç işlenmesi imkansız değil mi? Orasını izleyip göreceğiz hep birlikte..

    Laf aramızda en taş adamı vampir yapmışlar yine 🙂 Neyse üzerine çok konuşmayayım bir bölüm izledim daha çok emin olamam doğal olarak.. Ama şimdilik hoş göründü gözüme yaw 😉
Reklamlar

Yıldız Tozu..


Fantastik filmleri oldum olası severim.. Böyle olağanüstü şeylerin olduğu, büyülü müyülü şeyler hoşuma gider nedense belki çocuk tarafım ağırlıkta hala..
Yıldız Tozu adından da anlaşıldığı üzre fantastik bir film.. Ama öyle sıradan, bildik, basit bi film değil hani.. (ben beğendiğim için bana öyle gelmiş de olabilir) İlk çıktığında izlemiştim uzun bir zaman oldu yani.. Umarım yanlış aktarmam izlediyseniz lütfen hatalarımı düzeltin alınmam hiç 🙂
Bir köy düşünün ki yıllarca hatta asırlarca insanlar ordan hiç bir yere ayrılmamış ayrılamamış.. Çünkü bu köyün bir duvarı var ve o duvarın ardına geçmek yasak.. Duvarın bir bekçisi bilem var 😛
Ama asi bir genç duvarın ardındaki dünyayı merak eder ve merakına da yenik düşer bir gün.. Bekçiyi atlatıp duvarın ardına geçer..
Gördüğü yeni bir dünyadır.. Her şey farklıdır.. Zaten ilk gördüğü yerde bir pazar sanırım.. Bir çiçekçinin önünde durur güzel bir kız görmüştür.. Kız da pas verir çocuğa az biraz ama zincirlidir kız bağlıdır gelemez yanına.. Delikanlı kızın yanına gider arabada iş pişirilir vs vs.. 😛

Genç delikanlı köyüne geri döner..Bir zaman sonra duvarın önüne bir bebek bırakılır..
Yıllar geçer bu bebek büyür genç ama yakışıksız bir delikanlı olur (benim fikrim tabi bu ama çirkin ya bariz napıyım 😀 ) Victoria adında güzel bir kıza aşık olur, bu aşkla ona kul köle olur.. Kız da az değildir tabi bunu kullanır başkasına göz kırpar falan filan kısaca sevmez bizim oğlanı..
Nese bir gün filmin baş karakteri olan Tristran (Charlie Cox) paraya kıyar pahalı bi şampanya alır Victoria ile başbaşa kalır, o gün kızın doğum günüdür.. Victoria başka biriyle evleneceğinden, düğün hediyesi olarak büyük taşlı bir yüzük alacağından sözederken bir yıldız kayar.. Tristian da “sen bundan daha fazlasına layıksın senin için her şeyi yaparım hatta şu kayan yıldızı sana getiririm” gibi sözler sarfeder.. Victoria beklemeyi kabul eder ki çocuk yıldızı getirirse onunla evlenecektir..
Tristian babası gibi duvardan geçmeyi düşünür ve böylece yıldızı bulabilmeyi.. Tabi babasının geçmişinden, daha önce birinin daha bu duvarı geçmeye çalıştığından haberi yoktur.. (ırsi midir nedir alla alla)

Duvara doğru gider bekçiyi şaşırtmaya çalışır ama yaşlı bunak hiç göründüğü gibi çıkmaz -bildiğin dövüş sanatlarını öğrenmiş adam hırs yapmış bi da kimseyi geçirmicem diyo 😛
Çaresiz evine döner ama bekçinin sözleri kafasını karıştırmıştır.. Sonra babasının geçmişini öğrenir babası ona annesinden bazı hatıralar verir bunların arasında dilediğin yerde olmanı sağlayan bir mum da vardır.. Tristran bu mumu kullanarak yıldızın yanında bulur kendini bir anda..

Yıldız çocuğun sandığı gibi pırlanta, elmas falan değildir.. Yvaine (Claire Danes) adında bir güzel kızdır.. Ve yıldız kaydığını gören ve onu arayan tek kişi bu genç değildir.. Diğerleri bu genç gibi saf da değildir.. Bu cadı kardeşler gibi:

Cadının değişimi görülmeye değer.. Yaşlı çirkin orası burası sarkmış bi bunakken dönüştüğü şey taş gibi bir hatun resmen.. İnanmazsanız kendiniz bakın:

Yvaine ve Tristian birlikte yolculuğa başlarlar çocuğun niyeti ne olursa olsun yıldızı sevdiği kıza götürmektir.. Bu yolculuk sırasında değişik olaylarla karşılırlar.. Ama bence başlarına gelen en güzel şey buydu:

Allahım o ne şekerliktir o ne babacanlıktır o ne iyi kalplilik, yüce gönüllülüktür o ne o ne bi de kusurumu var ne(?) Evet Robert De Niro burda fırtına yakalayan(!) bir geminin kaptanı.. Ama biraz yuvarlak bir kaptan 😀 Adı da Kaptan Shakespeare.. Nese mühim olan insanlık deyip geçiyoruz.. Hem herşey yakışır mı bi adama ya bunu da yakıştırmış nasıl şirin olmuş nasıl görmelisiniz 🙂

Mürettebat da görülmeye değer.. Hepsinin suratında şaşkın bi ifade var hep.. Filmin en eğlenceli yerlerinden biriydi o gemide geçen zaman bence.. Bu gemi aynı zamanda aşkın başladığı yerdi o anlamda da özeldi yani..

Unutmadan söyliyim Yvaine’in bi özelliği var ki bence çok hoş bi tat katmış bu filme; mutlu, huzurlu olduğu zaman parlıyo.. Mantıklı da üstelik yıldızdır parlar yani hehe

Olayların gidişatı eminimki izleyen herkesi içine çekecek, merak uyandıracak, gülümsetecek.. Ama bunları benden değil mümkünse izleyerek öğrenin.. Araya bi de kraliyet, taht, vs durumları yerleştirilmiş tadından yenmez olmuş film iyice benden söylemesi 😛 Gerçekten izlenilesi bir film.. 😉
Filmi burdan veya burdan indirebilirsiniz.. iyi seyirler 🙂