. . .

ağacından dökülmüş cümleler topluyorum sana
sevgimi hasretimi özlemimi sunuyorum yanımda

dönüp ardına bakmadan giderken sen
arkandan sular döküyorum

her şimşekte korkuyorum
içeme gömülüyorum
seni arıyorum

sessiz çığlıklarım var gün batınca uyanan
hapsedilmiş gözyaşlarım..
geceleri uyumamam ondan

aklımın tek işisin sen
izne ihtiyacım olunca üzerini dolduruyorum

susuzluktan yanarken boğazım
yine aklıma esişin sanıyorum

isyanlarım acımın büyüklüğünden
haykırışlarım bastırılmış..

müziği son ses açarken
yüreğimin sesini kısıyorum

sana sesleniyorum her dakika içimden
sadece bir kez cevap versen…..

öyle dolusun ki içimde
yazarsam atarım belki diyorum
cümleler biterken gözlerinin içine bakıyorum
git diye..

dilim tükeniyor ölüyorum gitmiyorsun…

    (arwen)
Reklamlar

Mor Karbasi – La Galana İ La Mar

Bi şarkı nasıl bu kadar çok duyguyu içinde taşıyabilir.. Huzur, hüzün.. Bir an keyif başka bir an acı, dert,.. İşte bunun en güzel örneği:

Mor Karbasi – La Galana İ La Mar

Şarkının videosu sadece video75’te var ve buraya eklenmiyor o da.. O yüzden bağlantı olarak verdim..

Bayılıyorum bu şarkıya..

Huzur ve Hüzün…


Yorgunum bir süredir oldukça fazla.. ve yoğun..
Ardarda sınavlarım vardı ve ne derler bilirsiniz:
“en büyük yorgunluk beyin yorgunluğudur”…
Dün son sınavıma girdim ve bir süre sınavsız geçicek günlerim.. Tabi hazırlığı var da sınavın kendisi yok (ne demekse bu)
Kpss illeti var ilerde 😦 nese şimdilik bunu düşünmek istemiyorum..
Gelecek sınavsız günlerin hayaliyle balkona oturdum bugün müziği de açtım ve rüzgara bıraktım bi süre kendimi..
Rüzgarın saçlarımla birlikte kafamı-düşüncelerimi de dağıtmasına izin verdim.. O bir an gerçekten huzuru hissettim.. ‘yaşamak güzel’ bile dedim abartıp 😛
Huzur tek başına gelmiyor ama nedense hiç.. Hüznü sürüklüyor ardı sıra her seferinde.. Bir de slow bir müzik varsa kulağında ikisini ayırt etmek imkansız oluyor..
Sonra ‘yeter aylak aylak dolaştığın’ dedim ‘verimli birşeyler yap!’.. Ardından bir süredir okuyamadığım, bitiremediğim için içime dert olan yarım kitabımı aldım.. Olasılıksız-Adam Fawer..
Bir kaç sayfa okudum okumadım annemin sesi geldi..
Annelerin sesinin uyandırıcı/uyarıcı etkisi olduğunu düşünmüyormusunuz siz de? O nasıl bir ses anlamıyorum ki bazen hoplatır insanı ya yerinden, bazen gerçekten kulak tırmalar (duysa küser hea buna da, üzgünüm anne ama öyle)..
Neyse bölündü işte yine huzur ayinim 😦
Kitap da yine yarım kaldı.. Nerede o bir gecede bir kitap bitirdiğim günler? Hep bu Kore dizileri yüzünden.. Artık gecelerimi onları izlemeye ayırıyorum.. Bu arada Personal Taste’yi izliyorum.. Bir de çevirisi bitseydi..
En yakın zamanda kitabımın da bitmesi dileklerimle yazımı bitiriyorum.. 😛