……

Bir hikaye yazacaktır kadın.. Bir karakter yaratacaktır.. Hayatta bulamadığı mutlu sonları yazacaktır.. Bilir ki yoktur mutlu biten şeyler hayatta.. Görür ki kimse mutlu değil.. Bilmiyor kimse elindekinin kıymetini..

Sokaklarda gezerken elele insanlar gördükçe kalbi acır.. Kıskanır mutluluklarını..
Ama dilemez onlar için mutsuz bir hayat.. Ne kadar yansa da içi beddua etmez..
Mutluluk ona nasip olmayacaktır bilir artık.. Yaşadıkları gözüne sokar bu gerçeği adeta..

Bir an düşünür: kitap yazsa nolur ki, yeni bir karakter yaratmak gerçek olmayacak hayaller kurmak daha çok yıpratmayacak mıdır onu? Ya bu rüyanın içine dalar gider kaybolursa? Kim tutar elinden sonra.. Kim kurtarır..

Hatırlar ki yalnız.. Kimsesi yoktur ki onun Rabbinden başka.. Dua eder iyi dilekler de bulunur.. Herkes için.. Onu bırakıp gidenler için bile.. Özellikle onlar için hatta..

Ve bir hayat notu düşer:

Kimseyi kendinden fazla sevme!..

Acı sonlara alış.. Artık ağlama.. Düşünme.. Yaşama bile..

Gidenler anılarını da götürüp gitseler keşke.. Tutamayacakları sözler vermeseler.. Bitecek olan bir sevgi için “asla bitmez” demeseler…

Reklamlar

Huzur ve Hüzün…


Yorgunum bir süredir oldukça fazla.. ve yoğun..
Ardarda sınavlarım vardı ve ne derler bilirsiniz:
“en büyük yorgunluk beyin yorgunluğudur”…
Dün son sınavıma girdim ve bir süre sınavsız geçicek günlerim.. Tabi hazırlığı var da sınavın kendisi yok (ne demekse bu)
Kpss illeti var ilerde 😦 nese şimdilik bunu düşünmek istemiyorum..
Gelecek sınavsız günlerin hayaliyle balkona oturdum bugün müziği de açtım ve rüzgara bıraktım bi süre kendimi..
Rüzgarın saçlarımla birlikte kafamı-düşüncelerimi de dağıtmasına izin verdim.. O bir an gerçekten huzuru hissettim.. ‘yaşamak güzel’ bile dedim abartıp 😛
Huzur tek başına gelmiyor ama nedense hiç.. Hüznü sürüklüyor ardı sıra her seferinde.. Bir de slow bir müzik varsa kulağında ikisini ayırt etmek imkansız oluyor..
Sonra ‘yeter aylak aylak dolaştığın’ dedim ‘verimli birşeyler yap!’.. Ardından bir süredir okuyamadığım, bitiremediğim için içime dert olan yarım kitabımı aldım.. Olasılıksız-Adam Fawer..
Bir kaç sayfa okudum okumadım annemin sesi geldi..
Annelerin sesinin uyandırıcı/uyarıcı etkisi olduğunu düşünmüyormusunuz siz de? O nasıl bir ses anlamıyorum ki bazen hoplatır insanı ya yerinden, bazen gerçekten kulak tırmalar (duysa küser hea buna da, üzgünüm anne ama öyle)..
Neyse bölündü işte yine huzur ayinim 😦
Kitap da yine yarım kaldı.. Nerede o bir gecede bir kitap bitirdiğim günler? Hep bu Kore dizileri yüzünden.. Artık gecelerimi onları izlemeye ayırıyorum.. Bu arada Personal Taste’yi izliyorum.. Bir de çevirisi bitseydi..
En yakın zamanda kitabımın da bitmesi dileklerimle yazımı bitiriyorum.. 😛

beniM parkıM..


İnsanlar bişeyi hep diler, ister: “huzur”.. Herkesin huzuru yakalabildiği bazı yerler vardır.. Yani nerdeyse herkesin.. Mesela beni denizi izlemek, dalga seslerini dinlemek çok dinlendirir huzur verir bana bu.. Ama malesef bulunduğum şehirde deniz yok..

Bi resme bakmak huzur verir bize bazen.. Bazen bi şarkı.. Bazıları evdeki temizlik kokusunda bulur huzuru.. 🙂

İnsanların çeşitliliği yansımıştır buna da.. Herkes farklı farklı bi yerde bişeyde yaşar huzur halini.. Sakin ve yeşilliklerle çevrili bir yolda bisiklete binmek mesela..

Benim huzuru bulduğum yer bir park.. Diğer parklardan hiç bir farkı yok görünürde ama benim için çok özel nedense.. Kendimi boşlukta hissettiğim, sıkıntılı olduğum zamanlarda oraya gitmek bana çok iyi gelir.. Bi banka oturur kitap okurum, müzik dinlerim, bazen de sadece insanları izlerim.. Bi an her şeyden herkesten uzak hissederim, huzuru orda bulurum..

Dünya benden ayrı bi yerde dönüyormuş ben sadece uzaktan izliyomuşum hissi verir orası bana bazen.. Ve bazen bir simit daha tatlı gelir bütün ziyafet sofralarından orda.. 🙂

Herkesin huzurunu bulabilmesi dileklerimle.. Ve paylaşmanız umuduyla 😉