İnception – Başlangıç

Bu filmi izlemediyseniz yaşamaya devam etmenin anlamı yok!
İndirip evde izlerim diye bekletiyorsanız çok büyük bir kayıp!

Başlangıç

Ne diyor bu kız diyor olabilirsiniz.. Ama her şey sizin sonradan kafanızı duvarlara vurmamanız için 😛 Hayalgücünün sonuna kadar kullanıldığı, beyninizin yerden yere çarpıldığı bir filmi kaçırmak istemeyeceğinizi düşünüyorum..
Leonardo DiCaprio Titanic’ten beri böyle harika bir yapımla karşımıza çıkmışmıydı hatırlamıyorum.. Varsa bile bu filmden sonra unuttum yani kesin 🙂 Bu defa başarmış.. Gerçekten dikkat çekici, muhteşem bir filmde başrolu başarıyla canlandırmış.. Zaten oyunculuğunu hiç bir zaman sorgulamadık ama bu defa senaryo kendini izletiyor.. Zaten IMDB puanı 9.2.. Bana sorsan 9.8 verirdim o 0.2’yi de şımarmasınlar diye keserdim heralde (çok da umurlarında ya nese 😛 )
Sizi diğer oyuncularla da tanıştırmak isterim müsadenizle:

Marion Cotillard, Ellen Page, Ken Watanabe, Michael Caine, Joseph Gordon-levitt, Cillian Murphy, Tom Hardy,..
Filmin konusundan biraz bahsedecek olursam:
Rüyalarınızın içinde yaşadığınızı düşünün.. Kendi yarattığınız bir dünya bir nevi.. Bütün evler, apartmanlar, sokaklar, arabalar, ve hatta insanlar siz istediğiniz için oradalar.. İstediğiniz saniye bir caddeyi tepetaklak edebilir, apartmanları katlayabilir, aynalardan bir oda yapabilirsiniz.. Kısacası burası sizin dünyanız.. Gerçek olmasa da içinde dolaşabileceğiniz, düşünmeye devam edebileceğiniz kadar gerçekci..
Hatta belki içinde kaybolabilirsiniz bile.. Tıpkı gerçek hayatta bir şehirde kaybolmak gibi.. Ama bunun sonuçları bazen çok daha kötü.. O yüzden dikkat! anılarınızdan, gerçek hayatınızdan beslenmesin rüyalarınız..
Dom Cobb, işte bu rüyalar dünyasının bilinçli bir kullanıcısıdır.. Hırsızı mı demeliydim? Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır.. Hatta bu uğurda çok sevdiği eşini kaybetmiştir.. Ölümünden sorumlu tutulması da cabası.. Bu yüzden bir kaçak konumundadır ve çocuklarını görememektedir..
Bir gün çocuklarını görebileceğine, ailesine geri dönebileceğine dair bir anlaşma sunulur Cobb’a.. Bu sonuç anlaşmayı kabul etmemesini imkansız kılar..
Anlaşma, büyük bir iş adamının varisinin kafasına yeni bir fikir yerleştirmektir.. Peki bu mümkün müdür? Belki rüyalarınızda..
Böyle bir görev için de iyi bir ekibe ihtiyaç vardır tabi ki.. Üstte tanıştığınız insancıklar bunun için var ve harikalar yaratıyorlar hep birlikte..

Filmi izlerken en çok kullanacağınız kelime, cümle, tepkileri söyleyelim bir de:

“ohaa!”
“yok artık”
“vay bea”
“git işine”
“manyak ya bunlar”
“uyan hadi uyan”
“bu kadar da olmaz yani yuhh!”
….

Ve sinema salonundan çıkarken kurulacak bilindik bir cümle:

“Adamlar yapmış bea pes zekaya, hayal gücüne bak!”
vs vs…

Filmin içeriğinden çok bahsetmek istemiyorum.. Çünkü izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.. Ama şunu söyleyebilirim ki, karşılaşacağınız görüntülerin rüya mı gerçek mi olduğunu ayırt etmekte zorlanacaksınız ve bir rüyanın içinde kaç tane daha rüya yaratabileceğinizi farkettiğinizde ağzınızı kapatmak için elinizi kullanmanız gerekecek 😀 Filmin sonunda hala soru işaretleri yer edecek kafanızda.. Seyirci de biraz hayalgücünü kullansın istemişler büyük ihtimalle.. Bunu istemeye hakları var mı? Evet bu filmden sonra kesinlikle var 😛

Ve izlerken aklımdan geçmesine engel olamadığım bir şey: Marion Cotillard’ın filmdeki adı “Mal”, Leonardo DiCaprio’nun ise “Dom” du 🙂 Dedim bu kelimelerin (özellikle Mal’ın) Türkçe karşılıklarını bilseler yine de isim olarak kullanırlar mıydı merak ediyorum 😛 Dom eşine sürekli Mal diye hitap ettikçe gülümsememek biraz zor bir hüner oldu benim için 🙂 Bir de çok masalsı buldum bu çifti ben.. Tam rüyalara yakışır cinsten: “Dom ve Mal’ın rüyalar alemi” 😀

Sonuç olarak acayip derecede tavsiyedir izleyin hatta sinemada izleyin uleyn 😉 izledikten sonra da gelip buraya yorum yapın 😉

Reklamlar

~Special A~

Bu ara animelere fena sardım.. Her hafta bir iki tane indiriyorum diyebilirim 😉
Ama öyle keyifli ki anime izlemek -izleyenler bilir- bırakamıyorsun bir kez başladın mı.. Her animeyi izlerim falan demem ama çünkü fazlasıyla seçiciyim bu konuda.. Bir kere aşk olmazsa olmazıdır animelerin.. Ay Savaşçısı, Sevimli Hırsız gibi güçlerin olması da ayrı bir heyecan katar.. (Hala bulamadım bu animelerin bölümlerini de ya 😦 Ay Savaşçısı az çok bir yerlerde var da Sevimli Hırsız’ı bir bulabilsem dünyalar benim olcak..)
Bir çok blogta rastladığım bir animeydi: Special A ve uzun zamandır arıyordum linklerini.. Online izlemeyi sevmiyorum indirmem lazım illa o yüzden linklerini bulana kadar izlemeye kalkışmadım.. Buldum tabi.. Bu yazıya nasıl bulamadığımı, neden izleyemediğimi anlatmak için başlamadım ya 😛
Çok beğendim öncelikle bunu söyleyeyim.. Bitmesin diye gözünün içine baktım ama çabucak bitti tabi her güzel şey gibi 😦

Kısaca konusundan bahsedecek olursak;
Special A sınıfı okulun en başarılı yedi öğrencisinden oluşuyor..

Diğer öğrencilerden oldukça farklı bir programları, hayatları var.. Öyle ki ders işlediklerini falan nerdeyse hiç görmüyoruz direkt sınava giriyorlar sanki.. E fazlasıyla zeki olduklarından çok garip olmasa gerek 😛 Okulda çay saatleri yapıyorlar, güzel bir bahçede oturuyorlar, sohbet ediyorlar vs vs.. Hayalini kurduğum okul hayatı 🙂
Dizinin başrolleri Takashima Kei ve Hikari..
Kei her zaman, her şeyde birinci olmasıyla akıllarımıza kazınıyor.. (Tabi bir de karşı konulamaz karizması var) Hikari de “sonsuza dek ikinci” (bunu Kei’den her duyduğunda kafasına inen iki rakamı şeklindeki kaya canlandı şimdi gözümde :D)

İşte bu yüzden Hikari’ye göre Kei onun tek rakibi ve konu ne olursa olsun Kei’yle iddiaya girmeye değer..
Aslında başroller her ne kadar bu iki sevimli karakter olsa da dizinin geneline bakıldığında her öğrenci hakkında bir iki olay aktarılıyor.. Dizinin güzelliği de burdan geliyor sanırım.. Bütün olaylar Hikari ve Kei’nin etrafında dönmüyor Special A sınıfının bütün üyeleri ayrı bir hikayeyle karşımıza çıkıyor..

Hepsi de birbirinden sevimli zaten.. Ryu hayvanları çok seviyor.. Megumi sesini korumak için konuşmak yerine yazmayı tercih ediyor.. (sesi öyle felaket ki kimse dayanamıyor ama bir bölümde Yahiro’nun tavsiyesiyle uzaktan bir şarkı söylüyor hepimiz şaşıp kalıyoruz, orada sesi gerçekten güzeldi) Jun sessiz bir karakter olmasına rağmen “derindeki Jun” onun gizli silahı 😛 (kendisi bundan hiç hoşlanmasa da) Tadashi hareketli, geveze, deli bir şey ya onu tam olarak nasıl tarif edebilirim bilemiyorum umursamaz diyebiliriz belki.. Akira çay saatlerini çok seviyor ve her zaman lezzetli bir şeyler hazırlıyor.. Hikari’yi de çok seviyor ve herkesten kıskanıyor -özellikle Kei’den 😀
Aşk yok mu? Tabi ki var! Takashima Kei, Hikari’ye aşık.. Ama bunu anlamayan tek kişi Hikari 😛

Zaten bir animede kız zeki, havalı falan olsa dişimi kırcam hea.. Hep erkekler sahip bu özelliklere animelerde.. (Gerçek dünyadan farklı olarak :D)

    Aklımda kalan bir kaç şey daha

~Hikari yemek yapmayı hiç beceremiyor.. Bir cümlede “yarışmak, iddia” gibi kelimeler geçiyorsa karşı koyamıyor ve bununla ilgili her şeyi hemen kabul ediyor.. (Kei onun bu özelliğinden çokça faydalanıyor :))
~Kei diğer çocuklar gibi yaşamaya özeniyor.. Birinin onun için yemek yapması bile çok şey ifade ediyor.. (Sırf bu yüzden Hikari’den ona öğle yemeği hazırlamasını istemişti ve bir bomba gibi olmasına rağmen yemeye çalışmıştı :))
~Tadashi ve Akira birbirlerini seviyor ve belki de bu yüzden sürekli kavga ediyorlardı 😛
~Ryu, Megumi ve Jun’u sürekli koruyup kolluyordu.. Hatta onlara birşey olacak endişesiyle sınavlarda hep yedinci oluyordu..
~Megumi ve Jun korunmaya ihtiyaç duyan kardeşlerdi ve Ryu’yu çok seviyorlardı.. Hayvanlardan kıskanıyorlardı onu sürekli.. 🙂

Birkaç resim daha paylaşıp bitiyorum 😉



İzlemeye kesinlikle değen bir anime.. Şiddetle tavsiye ediyorum.. İzleyin beğenmezseniz hımm beraber bir kez daha izleriz 😀 Benimle bişeyler izlemek acayip keyiflidir hea 😉